13.7 Geleceği inşa etmek
Şekil 13.7.1 Uçucu, belirsiz, karmaşık ve belirsiz bir dünyada gezinti
Görsel: © Carol Mase, Özgür Yönetim Kütüphanesi, 2011, izin alınarak kullanılmıştır
13.7.1 Değişimin gerekçesi
Bu kitap, eğer öğrencilerimizi dijital bir çağda yaşama hazırlamak istiyorsak, öğretim yöntemleri konusunda daha fazla şey öğrenmemiz ya da daha doğru bir şekilde söylemek gerekirse öğrenme ve öğretmeye farklı bir açıdan yaklaşmamız gerektiğini söylüyor. Bu kitabın ortaya koyduğu argüman, şöyle devam ediyor:
1. İşverenlerden, iş dünyasından, öğrenenlerin bizzat kendilerinden ve önemli sayıda eğitimciden, öğrenenlerin dijital dünyada ihtiyaç duyacağı türde bilgi ve becerileri geliştirmeleri yönünde artan bir baskı vardır.
2. Bütün ‘içeriğe’ internet üzerinden kolaylıkla ve ücretsiz olarak erişilebilen dijital çağda ihtiyaç duyulan bilgi ve beceriler, mezunların aşağıdaki konularda uzmanlık sahibi olmasını zorunlu kılıyor:
- bilgi yönetimi (bilgiyi bulma, değerlendirme ve uygun biçimde uygulama yetisi);
- BT bilgi ve becerileri;
- kişiler arası iletişim becerileri (sosyal medyanın uygun kullanımı dâhil);
- bağımsız ve yaşam boyu öğrenme becerileri;
- entelektüel beceriler:
- bilgiyi yapılandırma;
- sorgulama;
- eleştirel çözümleme;
- problem çözme;
- yaratıcılık;
- iş birliğine dayalı öğrenme ve ekip çalışması;
- çoklu görevler ve esneklik.
Tüm bu beceriler, bütün konu alanları ve disiplinler ile ilişkilidir ve bu konu alanıyla bütünleştirilmeleri gerekir. Bu becerilere sahip olan öğrenciler değişken, bilinmez, karmaşık ve belirsiz bir dünyaya daha iyi hazırlanmış olacaklardır.
3. Bu değerlendirmeyle bazı faktörlerin öğrenciye göre değiştiğini (örneğin herkesle iletişim kuran girişken bir öğrenci gibi) bazılarının da derse özel (öğrenme amaçlarıyla veya içeriği öğrencilere nasıl verdiğimle alakalı) olduğunu görüyorum. Bu nitel yaklaşım, gelecekte ya içerikte ya da öğrencilerle etkileşim yöntemimde değişiklik yapmam gerektiğini gösteriyor. Bunun anlamı, bilgi aktarımından öğrencinin daha fazla ve daha aktif katılım sağladığı, öğrenci merkezli bir öğretime geçilmesi ve yalnızca içeriğin öğrenilip öğrenilmediğini değil becerilerin edinilip edinilmediğini de ölçen yeni değerlendirme yöntemlerinin kullanılması gerektiğidir.
4. Tam zamanlı yüz yüze öğrenen öğrencilerden ortaöğretim sonrası eğitim seviyesi yüksek olan örgün okul sisteminden kaçmış ve ikinci bir şansa ihtiyaç duyan yaşam boyu öğrencilere kadar öğrenci çeşitliliğinin artması nedeniyle ve herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde öğrenim sunan yeni bilgi teknolojilerinin kapasitesi nedeniyle kampüs tabanlı öğretim, karma veya harmanlanmış öğrenme ve hem örgün hem de örgün olmayan ortamlarda verilen tamamen çevrim içi kurslar ve programlar gibi çok geniş yelpazede aktarım türlerine ihtiyaç vardır.
5. Karma, harmanlanmış ve çevrim içi öğrenmeye geçiş ve öğrenme teknolojilerinin daha fazla kullanımı öğretmenler ve eğitmenler için daha fazla seçenek sunar. Bu teknolojileri iyi kullanabilmek için öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının yalnızca farklı teknoloji türlerinin güçlü ve zayıf yönlerini bilmeleri yetmez. Aynı zamanda, öğrencilerin de en iyi nasıl öğrendikleri konusunda bilgi sahibi olmaları gerekir. Bunu yapabilmek için de:
- öğretme ve öğrenmeye dair yapılan araştırmaları;
- farklı bilgi kavramlarına ilişkin (epistemoloji) farklı öğrenme kuramlarını;
- farklı öğretim yöntemlerini ve bu yöntemlerin güçlü ve zayıf yönlerini bilmeleri gerekir.
Bu temel olmadan, öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının alışkın oldukları tek model olan (ancak dijital çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerin geliştirilmesi açısından oldukça sınırlı olarak nitelendirilebilecek) ders anlatım ve tartışma modelinden uzaklaşmaları oldukça güçtür.
6. Seçtiğim öğrencilerden biri katılmak istemezse, aynı kategoriden bir başkasını buluyorum. Çoğu Batı ülkesinde, bir üniversitede öğretim elemanlığı yapmak için `pedagojik formasyon’ veya eğitim alma niteliği aranmamaktadır. Bununla beraber, bir öğretim üyesi zamanının en az yüzde 40’ını sınıfta geçirmektedir. Sözleşmeli öğretim elemanları veya okutmanlarda ise bu oran çok daha yüksektir. İlk ve ortaöğretimde görev yapan öğretmenler ve okutmanlar için de daha az düzeyde olsa bile aynı güçlükten söz etmek mümkündür, konu alanın bilgi ve deneyim sahibi olan profesyonellerin, dijital çağda öğretim yapmak için gereken bilgi ve becerilere sahip olmaları nasıl sağlanabilir?
7. Dersi üçüncü veya dördüncü verişimden sonra, dersi iyileştirme ve yenileme yollarını aramaya başlıyorum. İhtiyaçları var:
- Her düzeydeki öğretim personelinin, dijital çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerin geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan yeni teknolojiler ve öğretim yöntemleri konusunda yeterli eğitim almasını sağlamak;
- öğretmenler ve öğretim elemanları için gereken teknoloji desteğini sağlamak;
- istihdam koşullarının ve sınıf büyüklüklerinin, dijital çağın gerektirdiği bilgi ve becerileri geliştirecek şekilde öğretim yapılmasına olanak sağlamasını temin etmek;
- dijital çağda ihtiyaç duyulan öğretim biçimini destekleyecek pratik ve tutarlı bir kurumsal strateji geliştirmek ve uygulamak.
13.7.2 Kendi geleceğinizi inşa etmek
Hükûmetler, kurumlar ve öğrenciler öğretme ve öğrenmede başarıyı sağlamak için kendileri çaba sarf etseler de, son tahlilde sorumluluk ve bir noktaya kadar güç öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının elindedir. Muhtemelen başka hiçbir meslekte seçtiğiniz şekilde çalışma fırsatı yoktur.
Dijital çağda gerekli olan öğretim türünü oluşturmanıza yardımcı olmak için Tema 6.10 bu kitapta belirtilen yönergeleri uygulayarak öğrencileriniz için zengin bir öğrenme ortamı oluşturmak için bir alıştırma sağlar.
Sağlam bir bilgi ve deneyim temeline sahip olma önemliyse de, bir öğretmen için vizyon ve hayal gücünden daha önemli bir nitelik olduğunu düşünmüyorum. Bu kitap, geleceğin öğretim olasılıklarına bir bakış sağlamaya çalışıyor; ancak o geleceğin de keşfedilmesi gerekiyor. Piyasanın talepleri, toplumun etik ve ahlaki nitelikleri, değişen teknolojiler ve öğrenme ihtiyaçlarının çeşitliliği, öğretmenlerden ve öğretim elemanlarından beklenen cevabı etkileyen faktörlerin karmaşık bir kokteylidir.
Bu kitap, değişken, bilinmez, karmaşık ve belirsiz dünyada karar verebilmek için size bir temel sunmayı hedefliyor. Kitabı, muhtemel bir gelecek senaryosu (Senaryo I) ile bitirmek istiyorum. Ama unutmayın: dünyanın gelecekte ihtiyaç duyacağı mezunların eğitiminde yeni öğretim yöntemlerini keşfedenler yine siz ve diğer öğretmenler ve onların hayal güçleri olacaktır. Bu kitabın, size bu yolculuğunuzda destek olacağını ümit ediyorum.
Etkinlik 13.7 Kendinize bir gelecek senaryosu yazın
1. Senaryo I’yi ve/veya kitaptaki diğer senaryoları okuyun. Şimdi kendi senaryonuzu yazmayı deneyin. Elinizdeki mevcut kaynakları veya kurum politikalarını dikkate almayın.
2. Yazdığınız senaryonun hayata geçmesi için çalıştığınız kurumda nelerin değişmesi gerekir?
Bu etkinlik için herhangi bir geri bildirim yok.
Önemli Noktalar
1. İşverenlerden, iş dünyasından, öğrenenlerin bizzat kendilerinden ve önemli sayıda eğitimciden, öğrenenlerin dijital dünyada ihtiyaç duyacağı türde bilgi ve becerileri geliştirmeleri yönünde artan bir baskı vardır.
2. Bütün ‘içeriğe’ internet üzerinden kolaylıkla ve ücretsiz olarak erişilebilen dijital çağda ihtiyaç duyulan bilgi ve beceriler, mezunların aşağıdaki konularda uzmanlık sahibi olmasını zorunlu kılıyor:
- bilgi yönetimi (bilgiyi bulma, değerlendirme ve uygun biçimde uygulama yetisi);
- BT bilgi ve becerileri;
- kişiler arası iletişim becerileri (sosyal medyanın uygun kullanımı dâhil);
- bağımsız ve yaşam boyu öğrenme becerileri;
- entelektüel beceriler:
- bilgiyi yapılandırma;
- sorgulama;
- eleştirel çözümleme;
- problem çözme;
- yaratıcılık;
- iş birliğine dayalı öğrenme ve ekip çalışması;
- çoklu görevler ve esneklik.
Tüm bu beceriler, bütün konu alanları ve disiplinler ile ilişkilidir ve bu konu alanıyla bütünleştirilmeleri gerekir. Bu becerilere sahip olan öğrenciler değişken, bilinmez, karmaşık ve belirsiz bir dünyaya daha iyi hazırlanmış olacaklardır.
3. Bu değerlendirmeyle bazı faktörlerin öğrenciye göre değiştiğini (örneğin herkesle iletişim kuran girişken bir öğrenci gibi) bazılarının da derse özel (öğrenme amaçlarıyla veya içeriği öğrencilere nasıl verdiğimle alakalı) olduğunu görüyorum. Bu nitel yaklaşım, gelecekte ya içerikte ya da öğrencilerle etkileşim yöntemimde değişiklik yapmam gerektiğini gösteriyor. Bunun anlamı, bilgi aktarımından öğrencinin daha fazla ve daha aktif katılım sağladığı, öğrenci merkezli bir öğretime geçilmesi ve yalnızca içeriğin öğrenilip öğrenilmediğini değil becerilerin edinilip edinilmediğini de ölçen yeni değerlendirme yöntemlerinin kullanılması gerektiğidir.
4. Tam zamanlı yüz yüze öğrenen öğrencilerden ortaöğretim sonrası eğitim seviyesi yüksek olan örgün okul sisteminden kaçmış ve ikinci bir şansa ihtiyaç duyan yaşam boyu öğrencilere kadar öğrenci çeşitliliğinin artması nedeniyle ve herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde öğrenim sunan yeni bilgi teknolojilerinin kapasitesi nedeniyle kampüs tabanlı öğretim, karma veya harmanlanmış öğrenme ve hem örgün hem de örgün olmayan ortamlarda verilen tamamen çevrim içi kurslar ve programlar gibi çok geniş yelpazede aktarım türlerine ihtiyaç vardır.
5. Karma, harmanlanmış ve çevrim içi öğrenmeye geçiş ve öğrenme teknolojilerinin daha fazla kullanımı öğretmenler ve eğitmenler için daha fazla seçenek sunar. Bu teknolojileri iyi kullanabilmek için öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının yalnızca farklı teknoloji türlerinin güçlü ve zayıf yönlerini bilmeleri yetmez. Aynı zamanda, öğrencilerin de en iyi nasıl öğrendikleri konusunda bilgi sahibi olmaları gerekir. Bunu yapabilmek için de:
- öğretme ve öğrenmeye dair yapılan araştırmaları;
- farklı bilgi kavramlarına ilişkin (epistemoloji) farklı öğrenme kuramlarını;
- farklı öğretim yöntemlerini ve bu yöntemlerin güçlü ve zayıf yönlerini bilmeleri gerekir.
Bu temel olmadan, öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının alışkın oldukları tek model olan (ancak dijital çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerin geliştirilmesi açısından oldukça sınırlı olarak nitelendirilebilecek) ders anlatım ve tartışma modelinden uzaklaşmaları oldukça güçtür.
6. Seçtiğim öğrencilerden biri katılmak istemezse, aynı kategoriden bir başkasını buluyorum. Çoğu Batı ülkesinde, bir üniversitede öğretim elemanlığı yapmak için `pedagojik formasyon’ veya eğitim alma niteliği aranmamaktadır. Bununla beraber, bir öğretim üyesi zamanının en az yüzde 40’ını sınıfta geçirmektedir. Sözleşmeli öğretim elemanları veya okutmanlarda ise bu oran çok daha yüksektir. İlk ve ortaöğretimde görev yapan öğretmenler ve okutmanlar için de daha az düzeyde olsa bile aynı güçlükten söz etmek mümkündür, konu alanın bilgi ve deneyim sahibi olan profesyonellerin, dijital çağda öğretim yapmak için gereken bilgi ve becerilere sahip olmaları nasıl sağlanabilir?
7. Dersi üçüncü veya dördüncü verişimden sonra, dersi iyileştirme ve yenileme yollarını aramaya başlıyorum. İhtiyaçları var:
- Her düzeydeki öğretim personelinin, dijital çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerin geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan yeni teknolojiler ve öğretim yöntemleri konusunda yeterli eğitim almasını sağlamak;
- öğretmenler ve öğretim elemanları için gereken teknoloji desteğini sağlamak;
- istihdam koşullarının ve sınıf büyüklüklerinin, dijital çağın gerektirdiği bilgi ve becerileri geliştirecek şekilde öğretim yapılmasına olanak sağlamasını temin etmek;
- dijital çağda ihtiyaç duyulan öğretim biçimini destekleyecek pratik ve tutarlı bir kurumsal strateji geliştirmek ve uygulamak.
8. Hükûmetler, kurumlar ve öğrenciler öğretme ve öğrenmede başarıyı sağlamak için kendileri çaba sarf etseler de, son tahlilde sorumluluk ve bir noktaya kadar güç öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının elindedir.
9. Dünyanın gelecekte ihtiyaç duyacağı mezunların eğitiminde yeni öğretim yöntemlerini keşfedenler yine öğretmenler ve onların hayal güçleri olacaktır.