SÖZLÜK
A
acil: Hemen yapılması gereken, ivedi.
afiş: Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı.
akraba: Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler.
akrostiş: Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş şiir.
alet: 1. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. 2. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç.
alışveriş: Satın alma ve satma işi.
ambalaj: Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzeme.
aşevi: Yoksullara parasız yemek ye-dirilen veya dağıtılan yer.
atık: Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde.
B
belgesel: Belge niteliği taşıyan film veya televizyon programı.
bencil: Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan.
buzul: Kutup bölgelerinde veya dağ başlarında bulunan büyük kar ve buz kütlesi.
bütçe: Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü.
C
canlı: Canı olan, diri, yaşayan. cumhuriyet: Milletin egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi.
Ç
çağdaş: Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan, uygarca, modern.
çalışkan: Gayretli, çalışmayı seven.
çelenk: Çiçek, dal ve yapraklarla yapılmış halka.
çevre: 1. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf. 2. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam.
D
davranış: Davranma işi, tutum, davranım, hareket.
dayanışma: Bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması.
dengeli beslenme: Sağlık için gerekli olan besinleri belirli ölçülerde ve düzenli olarak alma.
dilekçe: Bir dileği bildirmek için resmî makamlara sunulan, imzalı ve adresli, pullu veya pulsuz yazı.
diyabet: Şeker hastalığı. doğa: Kendi kuralları çerçevesin-de sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat.
E
enerji: Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç.
F
fedakârlık: Bir amaç veya kişi için kendi yararlarından vazgeçme.
G
geçit: Geçmeye yarayan yer, geçecek yer. geri dönüşüm: Atıkların yeniden değerlendirilmesi durumu.
göç: Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma.
görev: Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. güvenlik: Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet.
H
hijyen: Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü.
hürriyet: Özgürlük. Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî.
İ
ihtiyaç: Eksikliği duyulan şey. ilgi: 1. İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka. 2. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
ilim: Belli bir konuyu bilme isteğin-den yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
israf: Gereksiz yere para, zaman, emek vb.ni harcama, savurganlık.
K
kale: Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı yapı. kask: Başı darbelerden korumak için sertleştirilmiş sentetik maddelerden yapılmış sağlam başlık. kaza: İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması.
L
lider: Bir partinin veya bir kuruluşun en üst düzeyde yönetimiyle görevli kimse.
M
makine: Bir alet veya taşıtın hare-ket etmesini sağlayan mekanizması.
maruz kalmak: Bir olay veya bir durumla karşı karşıya olmak.
medrese: İslam ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu yer.
millî: Milletle ilgili, millete özgü, ulusal.
mola: 1. Yorgunluğu gidermek için duraklama. 2. Ara verme.
muhtar: Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı.
müze: Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı.
N
nabız: Kalp atışının sağladığı kan basıncından dolayı atardamarlara parmakla basıldığında duyulan vuru.
Ö
öneri: Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce.
önlem: Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol, tedbir.
S
sağlık: Bireyin fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik durumunda olması, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet.
saygı: Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram.
seçim: Kanunlar, yönetmelikler uyarınca bir veya daha çok aday arasın-dan belli birini veya birkaçını seçme, intihap.
seyahat: Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş.
slogan: Bir düşünceyi kolay hatırlanıp tekrarlanabilir bir biçimde ifade eden kısa, çarpıcı söz. soğukkanlı: Olaylara ve gelişmelere sakin, ılımlı ve temkinli yaklaşan (kimse), serinkanlı.
sorumluluk: Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi.
Ş
şahit: Gördüğünü ve bildiğini anla-tan, bilgi veren kimse.
T
tahıl: Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.
tarihçe: Bir olay veya nesnenin özet olarak yazılmış tarihi.
tasarruf: 1. Bir şeyi istediği gibi kullanma yetkisi, kullanım. 2. Tutum. 3. Para biriktirme.
tiyatro: Dram, komedi vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer.
toplu taşıma: Bir şehir halkının ulaşım gereksiniminin, çok sayıda in-san taşımaya elverişli büyük taşıma araçlarıyla karşılanmasını sağlayan ulaşım sistemi.
trafik: 1. Ulaşım yollarının yayalar ve her türlü taşıt tarafından kullanılması, gidiş geliş. 2. Ulaşım yollarında bulunan taşıt ve yayaların tümü.
turist: Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla geziye çıkan kimse, gezgin, gezmen.
tutum: Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.
tüketici: Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse, üretici karşıtı.
U
ulus: Çoğunlukla aynı topraklar üze-rinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu. uygarlık: Bir ülkenin, bir toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümü, medeniyet.
Ü
üniforma: 1. Aynı işi yapanların giydikleri, tüzükle belirtilmiş, bir örnek giysi. 2. Silahlı kuvvetlerin resmî giysisi.
V
vali: Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi.
Y
yardımlaşma: Yardımlaşmak işi. yaya: Yürüyerek giden kimse.
yetenek: Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet.
yön: 1. Belli bir noktaya göre olan yer, taraf. 2. Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan.
yönetim: Yönetme işi, çekip çevir-me, idare.
Hemen yapılması gereken, ivedi.
Bir amaç veya kişi için kendi yararlarından vazgeçme.