13 SOSYAL ÖĞRENME
Julian Stodd ve Emilie Reitz
Resmî öğrenme, bir kuruluş tarafından yazılan ve çalışanlarına hitap eden bir hikâyedir. Sosyal öğrenme ise bunun aksine, büyük ölçüde öğrenenlerin kendileri tarafından yazılan bir hikâyedir. Dağıtık topluluklarda var olan zımni, çevresel ve yaşanmış bilgelikle ilgilidir. İnsanlar kendi bakış açılarını ve deneyimlerini öğrenme alanına getirdiğinden, genellikle düzensiz, çeşitli ve son derece kişiseldir. Modern kuruluşlar, sosyal öğrenmenin gücünün nasıl ortaya çıkarılacağına ilişkin artan bir ilgi göstermektedir. Bu bölüm, bu soruyu araştırmaktadır; sosyal öğrenmenin ne olduğu anlatır, Bilişsel Destekli Sosyal Öğrenmenin tasarım metodolojisini açıklamaktadır. Bu, Sosyal Çağın arka planına, içinde yaşadığımız evrimleşmiş gerçekliğe ve bunun güç, bilgi ve kontrol biçimleriyle öğrenme üzerindeki etkilerinin anlaşılmasına karşı durum değerlendirilmektedir.
Sosyal Çağda Yaşamak ve Öğrenmek
Teknoloji, çevremizde gördüğümüz değişimin en görünür tezahürüdür: sosyal işbirlikçi teknolojilerin yükselişi, bağlantılıcığın yaygınlaşmasına ve organizasyonun geniş ölçekte demokratikleşmesine yol açmaktadır. Basitçe söylemek gerekirse, şimdi neredeyse tümü, herhangi bir resmî kurum veya kuruluşun gözetimi veya kontrolü dışında olan birçok farklı şekilde bağlantı kurulmaktadır. Ağ açsından baktığımızda, yüksek esneklik ve büyük yedeklilik mevcuttur; ki bu önemlidir. Geçmişte, bağlantıların işleyişi yerel ve bölgesel ya da büyük ölçekli ve resmî idi. Resmî hiyerarşiler ve kuruluşlar içinde bağlantı kurulmakta ve bu alanlarda uyum sağlamamız, “tek tip giyinmemiz”, uygun “dili” kullanmamız ve “kontrol” dayatmasını kabul etmemiz beklenmekteydi. Günümüzde küresel bağlantılarımız (ölçekteki bağlantılarımız) geniş ölçüde sosyal, dağıtık ve senkronize makine çevirisinin yakın zamanda yaygınlaşmasıyla genel olarak kültürel anlamda çeşitlidir. Dil, zaman ve mekân kısıtlamalarından büyük ölçüde kurtulunmuş ve bu değişikliklerle birlikte bireysel beklentiler, hak duygusu ve adalet algılarında bir kayma ortaya çıkmıştır.
Bu da bireysel, kolektif, resmî ve gayriresmî dinamikler arasında güç değişimine yol açmaktadır. Tüm dünyada, güç, yavaş yavaş resmî sistemlerden (hiyerarşi) ve sosyal sistemlere (toplum) aktarılarak yeniden denge kurulmaktadır. Değişen güç dinamiklerinin önemli bir kısmı, bireyler ve kuruluşlar arasındaki toplumsal sözleşmenin kırılmasıdır. “Kariyer” kavramı da değişmektedir; artık bir çalışan ve bir şirket arasındaki ömür boyu sadakati vurgulamıyor. Bunun yerine, kamusal itibarımız, kişisel ağlarımız ve bizi çevreleyen daha geniş topluluklar “iş güvencemiz” haline geliyor. Bu ise öğrenme ve gelişim konularında ciddi etkilere sebep olacaktır.
Sosyal Çağda, öğrenme giderek daha dinamik, birlikte yaratılmış ve uyarlanabilir hale geliyor ve biz bu ortak oluşum için yatırım yapmalıyız.
Resmî kuruluşlara bağlılığımız giderek geçici ve alışverişe dayalı hale geldikçe, yetişkin eğitimi, mesleki eğitim, sertifikalandırma ve diğer yetenek yönetimi işlevlerindeki boşlukları doldurmak için yeni kuruluşların ortaya çıktığını veya kurumların bu ortama uyum sağladığını görüyoruz. Bu varlıkların çoğu sosyal olarak yönetilir ve sosyal öğrenme yaklaşımlarını kullanır. Bunun ilk aşamalarını şimdiden görüyoruz: Bu varlıkların izlerine KAÇD’ler (demografik öğretim), LinkedIn ve Udemy (demografik, resmî kontrolün ötesinde) gibi teknoloji kuruluşları ve Open Badges girişimi gibi taşınabilir akreditasyonlarda rastlıyoruz. İleriye baktığımızda, yeni “loncaların” ortaya çıktığını da görmekteyiz. Bu loncalar kurumlar arasında ortaya çıkan siyasi güçlere sahiptir ve geleneksel yapısal örgütsel sınırlarla kısıtlanmak yerine siber güvenlik veya anesteziyoloji gibi bilgi ve yetenek sınırları ile tanımlanmaktadırlar.
Sosyal öğrenme bir tür gayriresmî öğrenmedir; çoğunlukla tecrübeye dayalıdır ve dağıtık topluluklar tarafından kolaylaştırılır. İnsanlar öğrenmeye kendi bakış açılarını ve deneyimlerini kattıkları için, genellikle düzensiz, farklı ve son derece kişisel bir deneyimdir.
Bu yeni varlıkların sunduğu öğrenme türü farklıdır. Artık onlarca yıllık örgütsel durgunluk ve “bilinen bilgi ” ile engellenmemektedir. Bu genellikle daha dinamik, birlikte oluşturulmuş, kavramsal, uyarlanabilir ve özgürdür. Bu, kuruluşların yeni ekosisteme nasıl uyum sağlamaları gerektiğine dair zorluktan bahseder: Eski örgütsel tasarım modellerine (iç içe geçmiş güç yapıları), resmî öğrenmeye (bir kontrol şekli olarak öğrenme), resmî güç hiyerarşilerine (sonuç sistemlerinin) bağlı kalmak ve bilinen bilgilere (tartışmasız, statik örgütsel dogma) sarılmak, örgüt seviyesinden ulus ölçeğine kadar, yıkılmalarının kesin bir yoludur. Böylece, resmî iktidarın eski yapıları, uyum sağlayamadıkları sürece, ilgilerinin bir kısmından vazgeçmek zorunda kalmaktadırlar
Eğitim ve öğretimi istikrarlı bir sistemin ayrı parçaları olarak görmeye alıştık ancak bugün, sosyal çağ bağlamında, öğrenme ve gelişme dinamik bir sistemin dinamik parçalarıdır ve onları sadece yeni dağıtım ve sunum şekillerinde değil, değişen zamana da uyum sağlamak için uyarlanması gerekmektedir. Başka bir deyişle, uyarlamalarımız temel olarak öğrenmenin tasarım, kolaylaştırılması, değerlendirilmesi ve desteklenmesini yeniden ele almalıdır. Sosyal Çağda sadece hayatta kalmakla yetinmeyip parçalara bölünmekten ve başarısızlıktan kaçınmak için bu yeni yetenekleri sunacak topluluklara ve sosyal liderlere büyük yatırımlar yapmamız ve öğrenme için yeni yöntemler geliştirilmesi gerekmektedir.
Bilginin Yeni Doğası
Semantik derinliklere dalmak bizi çıkmaza sokabilmektedir, o halde yüksek felsefi seviyede değil de sıradan ve pratik olarak, sadece bilginin doğasını düşünülsün: Bilme (öğrenme) biçimlerimiz değişmektedir. “Yığma”dan “dağıtım”a geçilmektedir”. Kütüphane, kitap ve uzmanlarca (yoğunlaştırılmış “öğrenme merkezlerinde”) muhafaza edilen bilgiyi; ezberlediğimiz ve kodladığımız zamanlardan, sorunlardan (geçerlilik, ön yargı gibi) ari olmasa da bilginin artık yaygın, dağıtık ve özgür (ücretsiz) olduğu zamanlara ulaşılmıştır.
Ancak halen, doğrulama, tekrarlanma ve özen mekanizmaları nedeniyle “resmî” bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak birçok durumda, havaalanında yarışırken akıllı telefonlarımızdan eriştiğimiz bilgiler gibi, yolculuğun bir sonraki adımına ulaşmak için yeterli ve sadece “yeterince iyi” bilgi aranmaktadır, ne de olsa aktarmalı uçuşumuz hakkında hızlı bir karar almaya çalışıyoruz. Resmî öğrenme ile sosyal öğrenme arasındaki bir diğer önemli fark, “resmî”nin genellikle soyut olması ve sıklıkla bağlamından koparılmasıdır; “sosyal” ise doğal olarak uygulanır, çünkü günlük hayatın gerçekliğinde yapılır. Resmî öğrenmenin sıklıkla özel alanlarda (sınıf, laboratuvarlar) gerçekleşirken, sosyal öğrenme daha çok mola zamanlarında (çay muhabbetlerinde) veya ihtiyaç noktasında (YouTube “nasıl yapılır” videosu veya Reddit yanıtı) gerçekleşmektedir.
Sosyal öğrenmenin benzer ilkeleri

1. Öğrenme değişiyor
Sosyal Çağın zemininde, her gün iletişim kurduğumuz, ortak olarak oluşturulmuş, coğrafi olarak uyarlanan ve sosyal topluluklarımızda gizlenen bilgi türü değişmiştir.
2 Bilişsel destekli sosyal öğrenme, sosyal öğrenmeyi destekleyebilir
Bilişsel destekli sosyal öğrenme, öğrenme topluluklarının hem biçimsel hem de gayriresmî sosyal bilgi ile etkileşime geçerken, “anlam oluşturma” faaliyetlerinin yürütülmekte olduğu bilişsel destek oluşturan bir tasarım metodolojisi ve öğrenme yöntemidir.
3. Öğrenme, resmî veya kontrollü yapılarla sınırlı değildir
Önemli miktarda öğrenme, resmî yapıların dışında ve güvene bağlı, karmaşık, güçlü topluluklar içinde gerçekleşir. Bizim görevimiz, bu toplulukların gelişmesi için gerekli koşulları oluşturmaktır.
4 Hikayeler, sosyal öğrenmeyi besler ve gönüllü dinleyicilere fayda sağlar
Bu topluluklar içinde, öğrenenler hem bireysel hem de ortaklaşa üretilen hikâyeler, anlatılar oluştururlar. Bu hikâyeler bir şeyler öğrenmek isteyen, alçak gönüllü ve tevazu sahibi organizasyonlar için bilgi kaynağı haline gelir.
5 Sosyal öğrenme, daha kapsamlı Sosyal Çağ stratejisinin yalnızca bir parçasıdır
Sosyal öğrenmeyi benimsemek, daha geniş kültürel dönüşümün bir parçasıdır ve bu dönüşüm organizasyonun diğer tüm bölümlerinde kopmalara yol açabilir.
Bu tür dağıtık, topluluk tarafından yönetilen bilgi her zaman doğru mu? Kesinlikle hayır ama adil olmak gerekirse “eski” bilgimizin tamamı da böyle değil ve en önemlisi, sosyal bilgi için doğrulama mekanizmaları oluşturarak bunu daha da iyi hale getirebilmektedir. Bu, Sosyal Çağ’ın sıklıkla yanlış anlaşılan bir özelliğidir: Bugün etrafımızda gördüğümüz şey sistemin son hali değildir. Çoğu kez ilk erken prototiptir. Buna karşılık, eski sistem nispeten evrilmiş ve durağandır. Yenisi ise sürekli hareket halinde; her an gelişimini sürdürmektedir.
Resmî ve Sosyal Sistemler: Dinamik Gerilim
Resmî sistem, bir kuruluşun görebileceği, sahip olabileceği ve kontrol edebileceği her şeydir. Resmî sistemler, resmî öğrenmeyi oluşturduğumuz yerdir ve kolektivizm, tutarlılık ve geniş ölçekte etkiler elde etme gibi belirli konularda son derece iyidirler. Sosyal sistem resmî sistemin etrafından ve çevresinden akan şeydir. Bunlar sözleşmeye dayalı ilişkilerde değil, güvene dayalı ilişkilerde gözlenmektedir. Sosyal sistem çok katmanlı, kavramsal, genellikle dahili olarak çelişkili ve sürekli değişim halindedir. Sosyal sistemler, resmî sistemlerin iyi olmadığı bazı konularda da iyidir: yaratıcı muhalefet, modası geçmiş süreçlerin nazikçe yıkılması, sistemleri sorgulama, radikal yaratıcılık, sosyal güçlendirme, hareket, hız, merak ve yenilik.
Sağlıklı, modern kuruluşlar, ikisi arasında “dinamik bir gerilim” içinde var olur ve sosyal öğrenme, resmî ve sosyalin parçalarını birleştiren bu kesişme noktasında gerçekleşmektedir. Mücadelemiz, bu gerginliği korumak, inkâr etmek ya da yok etmek değil. Resmî sistem başarılı olursa, daha fazla tutarlılık elde ederiz ve resmî organizasyonun kabul ettiği hikâyeyi duyarız ancak gerçek öğrenmeyi başaramayabiliriz. Sosyal sistem kazanıp resmî yapıları tamamen altüst ederse, kaliteyi doğrulama, tutarlılığa sahip olma ve ölçekte etkililik elde etme yeteneğimizi kaybederiz. Ancak her ikisinde de ustalaşabilirse başarılı olunabilmektedir: dinamik bir gerilim içinde tutulan biçimsel yapı ve toplumsal yaratıcılık. Bunu yapmak için bilişsel destek, zihniyetin evrimi ve her iki tarafta da dinlemek ve öğrenmek için bir isteklilik gerekir.
SOSYAL ÖĞRENME KÜLTÜRÜNÜ KOLAYLAŞTIRMAK
1. Etkili sosyal öğrenme için koşullar oluşturun.
Resmî sistemlerdeki yetki; rütbe, unvan ve resmî nitelik ile temsil edilir. Sosyal sistemlerde ise yetki; itibar, güven, adalet ve zamanla yapılan yatırımlara dayalı topluluk tarafından verilir. Sosyal öğrenme toplulukları içinde çizdiğimiz bu sosyal otorite itibardır. Sosyal öğrenme bağlamında, sosyal olarak öğrenme ve işbirliği yapma yeteneğimiz kısmen sosyal otoritemize ve sosyal sermaye seviyelerimize bağlıdır. Resmî alanlarda gelişmek için politik becerilere ihtiyaç duyulduğu gibi gayriresmî alanlarda gelişmek için de sosyal becerilere ihtiyaç vardır. 15. bölüm’de açıklandığı gibi öz-düzenlemeli öğrenme yetenekleri de önemlidir. Dolayısıyla, sosyal öğrenmeyi etkinleştirmenin yollarını düşündüğümüzde, üretken toplulukların nasıl teşvik edileceğini ve çeşitli üyelerinin sosyal ve öğrenme süreçlerini nasıl destekleyeceğini düşünmek önemlidir.
2. Bilişsel destekli resmî, sosyal ve bireysel öğrenme
Bilişsel Destekli Sosyal Öğrenme adı verilen bir öğrenme yaklaşımı düşünülmelidir. Bu, ortak yaratıcı öğrenmenin tasarımı, sunumu, kolaylaştırılması ve desteklenmesi için bir metodolojidir. Ortak yaratıcı alanlar, resmî öğrenme varlıkları ve resmî kuruluşların sosyal öğrenmeyi bağlamlarıyla bütünleştirmelerine yardımcı olan öğrenme topluluğu destek yapıları ile ilgili ilkeleri tanımlanmaktadır.
İlk olarak, sosyal öğrenmede, bireylerin resmî varlıklarla (örgüt tarafından yazılan hikâyeler, kodlanmış ve kabul edilen bilgiler), sosyal varlıklarla (topluluk içinde tutulan, kabileye ait (tribal), söylemeden anlaşılan bilgiler) ve bireysel bilgilerle (dünya görüşü, ön yargılar, eğilimler ve mevcut bilgi) meşgul olacağını düşünün. Tasarım açısından bakıldığında, örneğin, sağlanan resmî bilgi miktarları değiştirilebilir, bölgesel örtük bilgileri paylaşmak için koşullar yaratılabilir ve bireylerin kendi deneyimlerini keşfetmeleri için yansıtıcı fırsatlar programlanabilir. Bilişsel Destekli Sosyal Öğrenmedeki ‘bilişsel’ kısmı bunu ifade eder. Başka bir deyişle, bilişsel kısım, resmî, sosyal ve bireysel öğrenmeyi kolaylaştırmak ve bütünleştirmek ve insanların hem bireysel hem de toplu olarak her şeyi “anlamlandırmasına” yardımcı olmak için tasarlanmış belirli etkinlikleri desteklemektedir.

İkinci olarak teknik düzeyde, Bilişsel Destekli Sosyal Öğrenme uygulamasını düşünün. Bu, resmî, sosyal ve bireysel yapılar arasında koreografik deneyimler içerir. İyi bir oyun gibi, öğrenme bir “çalışma düzeni” haline getirilebilir, böylece resmî öğrenme varlıkları, grup hikâye anlatımı gibi topluluk faaliyetleriyle çakışan belirli zamanlarda yayınlanır. Tiyatro metaforunu genişletmek için, destek öğrenimi, topluluk yöneticileri, hikâye anlatıcıları, antrenörler ve sosyal liderler gibi sahne önünde ve arkasında bir dizi destekleyici rol içerir. Bu öğrenme kolaylaştırıcıları, öğrenme alanlarını tanımlamaya, yeni bilginin manipülasyonunu (işlenmesini) teşvik eden ve destekleyen faaliyetleri teşvik etmeye, insanların kendi özel uzmanlıklarını getirmeleri ve göstermeleri için fırsatlar yaratmaya yardımcı olur. Bu eylemler, öğrenme temposunu yönetmeye, ivmesini korumaya ve etkileşimi artırmaya yardımcı olur.
Kabul edecek miyiz? Bu önemli değil: Sosyal öğrenme, uyum ve anlaşma ile ilgili değildir; genişletilmiş anlayış, bağlam ve bakış açısıyla ilgilidir. Başkalarının örneklerinin geçerliliğini inkâr edemeyiz ancak kesinlikle onlarla tartışma ve mücadele etme hakkımız var. Aslında, meydan okuma başka bir ortak yaratıcı davranış olabilir: Bir hikâye anlatırım, cevap verirsiniz, hikâyenizi değiştirmeye çalışırım, yanıtlarsınız, birlikte çalışırız ve üçüncü bir hikâyeye cevap veririz ve birlikte genel bir anlatı oluşturmak için bir araya geliriz.
4. Değerlendirme mümkündür ancak körü körüne yapılmamalıdır.
Sosyal öğrenme tasarımcıları olarak etkinliğimiz, büyük ölçüde birlikte yaratıcı öğrenme yaklaşımlarının kullanımını, kombinasyonunu ve yaratıcılığını tanımlama ve bunlara hâkim olma ve bunları birlikte ilgi çekici ve etkili öğrenme alanları oluşturmak için kullanma becerimize bağlıdır. Bununla birlikte, kuruluşların sosyal öğrenmenin etkililiğini, resmî eğitim ve öğretim programlarında olduğu kadar eşit olarak ölçebileceklerini de söylemekte fayda var (bunun pek bir şey ifade etmediğini belirtmekle birlikte!). Örgün öğrenmede olduğu gibi, değerlendirme yaklaşımlarını belirlemek genellikle faydalıdır.. Öğrenenler öğrendiklerini hissediyor mu? Toplum öğrendiklerine inanıyor mu? Öğrenenler resmî bilgi testlerinde veya simülasyon tabanlı alıştırmalarda daha mı yüksek puan alıyor? Öğrenme bağlamı dışında geliştirilen süreçlerde veya ürünlerde gözle görülür değişiklikler var mı?
Her şeyi teknik olarak ölçebilseniz de ilgili soru şu olabilir: Bu bilgi nasıl kullanılacak? Sosyal öğrenmeyi desteklemek için sıklıkla kullanılan işbirlikçi teknolojilerin birçok uygun yerleşik ölçüte sahiptir; çeşitli sistemler “katılım” (“tıklama” için kullanılır) veya “etkileşim” ile ilgili ölçümleri rapor edebilir. Ayrıca sosyal ağ grafikleri oluşturabilir veya her türlü frekans istatistiğini (ör., oturum açma ortalamaları, ortalama gönderi sayısı) çıkarabilirler. Teknoloji kesinlikle ölçmemize izin veriyor ancak neyi ölçeceğimiz, onu en iyi nasıl ölçeceğimiz ve sonuç olarak ne yapacağımız konusunda çok düşünmek gerekiyor. Bu üç soruyu açıkça cevaplayamazsak, hiç ölçmemek en iyisidir. Ölçme cazip ve önemlidir ancak yanlış uygulandığında değerden yoksun olabilir, kaynakları israf edebilir ve hatta öğrenmeyi engelleyebilir. En iyi tavsiye, ölçümü dikkatlice değerlendirmektir. Sonuçlara odaklanın ve uygulanabilir olduğunda, (1) öz değerlendirme, (2) gözleme dayalı ve (3) resmî olarak yönetilen ölçümler arasında bağ kurun.
5. Sosyal öğrenme alanları oluşturun ve toplulukları teşvik edin
Sosyal öğrenmenin merkezinde öğrenme alanları insanların ortak anlam oluşturma etkinlikleri gerçekleştirmek için bir araya geldikleri yerlerdir. Çok açık olmak gerekirse, alan, topluluktan çok daha farklı bir şey ifade etmektedir. Yeni bir kasaba inşa etme benzetmesini düşünün: Evler inşa edebilir, bahçeler düzenleyebilir, bir alışveriş merkezi inşa edebilir ve şehir meydanını açabilirsiniz. İnsanları o evlere bile taşıyabilirsiniz. Fakat bunların hiçbiri toplum yaratmaz. Bu sadece iki insan bir araya geldiğinde ortaya çıkmaya başlar: Misal bir sokak köşesinde, tuğlalarla ne kadar korkunç bir iş yaptığınız hakkında bir konuşma esnasında. Binalar alanı oluşturur; sohbet topluluğun temellerini oluşturur. Sosyal öğrenime yönelik alanlar bir sınıf, sohbet odası veya bir tür eğitim yönetim sistemi olabilir ancak bunların hiçbiri topluluk değildir.
Sosyal öğrenmede, alegorik kasabamızda olduğu gibi, bireyler birden fazla alanda, cadde köşesinde, pazar yerinde veya birinin evinde etkileşime girerler. Bir öğrenme bağlamında, birden fazla alan (birden fazla teknoloji) bir topluluğu destekleyebilir ve konuşmaları, birinden başlayıp diğerine mezun olarak onlara yayılabilir. Sosyal öğrenme alanlarının tasarımı için bunu dikkate almak ve konuşma alanları, ortak alanlar, altyapı alanları (resmî bileşenler için), yıkıcı alanlar (“tuğla” hakkında şikayet etmek için), değerlendirme alanları vb. gibi farklı sosyal etkileşim türlerini açıkça tasarlamak yararlı olacaktır.

İyi tasarlanmış bir Bilişsel Destekli Sosyal Öğrenme deneyimi, farklılaştırılmış öğrenme, tekrar ve performans alanlarını içerecektir
Her öğrenme alanı, süreklilik ve sonuç gibi kavramlarla farklılaştırılır. Örneğin, bir konuşma alanı yüksek geçiciliğe ihtiyaç duyarken, resmî bir değerlendirme mükemmel bir daimilik taşıyabilir. İş Birliği alanları düşük sonuç vermeli ve performans alanları yüksek sonuçlar doğurabilir. Sosyal öğrenme, bu farklı yapılar ve ilişkili teknolojiler arasında gerçekleşir-tek bir sistem veya kavramsal çerçeve ile sınırlı değildir. Dolayısıyla, bu tür alanları uyumlu bir ekosistem olarak inşa etme yeteneği, sosyal olarak dinamik organizasyonlar, yani sosyal öğrenme yaklaşımlarından yararlanmaya adapte edilmiş organizasyonlar için temel bir beceridir.
Sosyal öğrenme topluluklarını teşvik etmek ve onları ortaya çıkarmak için uygun koşulları yaratmamız gerekiyor. Herhangi bir resmî öğrenme faaliyetine geçmeden önce toplumu büyütmeye zaman ayırarak işe başlayın. Hedefe yönelik davranabilmeniz için tutarlı olmanız gerekir; yani, anlamlı öğrenmeye başlamadan önce yüksek işlevli topluluk kurmanız gerekir.
ANLAM YARATAN VARLIKLAR
Tutarlı topluluklar anlam yaratabilen varlıklardır; bilgileri bulmaya, yanlış bilgileri ve değerleri belirlemeye ve yanıtlar önermeye yardımcı olurlar. Sosyal topluluklarımız gürültülü sinyali filtrelememizi ve ardından kalanı anlamamızı sağlar. Anlamlandırmanın çoğunun topluluk içinde yapıldığı sosyal öğrenme bağlamında, bu, farklı bir bakış açısı sağlamaya yardımcı olur ve dünya görüşü, deneyim, kültürel profil ve topluluğun kabiliyeti ne kadar çeşitli olursa, anlamlandırması o kadar etkili hale gelebilir.
KATILIM MEKANİZMALARI
Resmî sistemlerde, ize, organizasyon tarafından net roller verilir ancak sosyal sistemlerde rollerimiz daha bulanıktır ve sıklıkla değişir. Bazen belirli uzmanlık, kaynak veya yetenek sağlayıcı oluruz; bazen meydan okuruz, bazen destek ve bazen de farklı toplulukları birbirine bağlayan çapraz bağlayıcılar oluruz. Bazen sadece öğrenmek için geliriz. Sosyal öğrenme topluluklarını ele alırken, herkesin belirlenmiş bir şekilde katılım sağlamasına değil sadece geniş etkileşime ihtiyacımız olduğunu hatırlatmakta fayda var. İnsanların çeşitlendirilmiş roller alması iyi olur.
TÖRENLER VE KOREOGRAFİ
Alışkanlıklar için bir rol var; kendi araştırmalarımızda, insanlar “karşılama ve katılım törenlerini” bir topluluk içinde, gelecekteki başarıları için en önemli faktör olarak tanımladılar. Bu tür alışkanlıklar bizim kontrolümüzde olan bir şeydir; sosyal öğrenme için bir iskele tasarlarken, aktif olarak alışkanlık tasarlayabilir veya mevcut olanları bilinçli olarak benimseyebiliriz. Örneğin, yeni üyelerin katılım konusunu topluluk üyeleriyle birlikte çalışabiliriz ve öğrendikleri hikâyeleri ekiplerinin geri kalanıyla paylaşmak için kullanacakları alışkanlıklar için de resmî yöneticilerle çalışabiliriz. Hepsi öğrenme koreografisinin bir parçası. Yani, birilerini kendilerine kayıt olma talimatlarıyla katılıma davet eden e-postadan, hikayelerini paylaştıkları için onlara teşekkür etme şeklimize ve sonunda onları nasıl mezun ettiğimize kadar öğrenme deneyiminin her bölümüne eşit derecede dikkat edilmelidir. Her bir detayı genel çalışma düzeninize incelikle yazmak ve işlemek önemlidir. Tümüne dikkat edin. Alışkanlıklar ve koreografi birlikte kullanıldığında, topluluk oluşturma ve nihayetinde öğrenen katılımı için güçlü bir araç oluşturur.

Farklı topluluklara aitiz. Bazı topluluklar hem biz hem de çalıştığımız kuruluşlar tarafından görülebilirken, diğerleri sosyal ağlarımızda, resmî kurumsal otoritelerin görüşünden uzakta ancak yine de çok ilişkin ve günlük yaşamımızda birebir bizimle bağlantılıdır.
GİZLİ TOPLULUKLAR
Bir kuruluştaki toplulukların tümünü asla bulunamaz. Bazıları (öğrenme topluluklarımız gibi) görünürdür ve resmî olarak onaylanmıştır, diğerleri ağlarımızın ve deneyimlerimizin dışında yer alır. Hatta bazıları bizden kasıtlı olarak gizlenmiş aktif muhalefette bile var. İnsanlara en değerli topluluklarının ne olduğunu sorduğumuzda, genellikle WhatsApp veya Facebook grupları olarak oluşturulan (resmî gözetim ve sonuçların dışında oluşturulan) bu gizli topluluklardan bahsediyorlar. Gizli toplulukların yeni olmadığını hatırlamaya değer; her zaman bir topluluk ağı içinde var olduk ancak Sosyal Çağ bağlamında, resmî ve sosyal topluluklar arasındaki sınırlar bulanıklaştı. Resmî topluluklar örgütlerinin ötesine büyük ölçüde girmemiş olsalar da sosyal topluluklar daha önce kutsal olan bu alanı işgal ettiler. Bugünün farkı, bu gizli toplulukların geniş ölçekte oluşturulabilmesi ve faaliyet gösterebilmesi ve bunu burnumuzun dibinde yapabilmesidir. Bu, iletişim ve bağlanabilirliğin demokratikleşmesinin bir sonucudur.
ONAYLANMIŞ YIKICILIK
Hangi cevapların “doğru” veya “yanlış” olduğuna dair ikili bir anlayışın ötesine geçmek değerlidir. Bazen cevap sorunun içindedir. Yıkıcılığın kendisi, dinlemeye istekli oldukları takdirde, resmî sistemlere büyük fayda sağlayabilir, çünkü yerleşik kuruluşlar genellikle kendilerini yıkmakta (veya geliştirmekte) çok kötüdür. Şunu bir düşünün: Kaç kuruluş, yenilerini oluşturmada olduğu gibi yapı sökümün gereksiz süreçlerini ve miadını doldurmuş kuralları yazmaktan vazgeçmek için bu kadar zaman ve çaba sarf eder? Çok az! Bu kurumsal molozlardan ne inşa edilebilir? Genellikle altüst olur; insanlar gereksiz sistemler ve optimal olmayan süreçler etrafında çalışırlar. Bunu sadece tek başına değil, aynı zamanda toplu olarak da yapıyorlar; gerçekten de insanlar yeni bir kuruluşa katıldıklarında yeni bir işin ilk günlerinde yerel veya bölgesel düzeyde öğrendiklerinin büyük bir bölümü, genellikle “Biz burada işleri böyle yaparız” genel başlığı altında kitle kaynaklı bu tür bir alt versiyondan gelir.
Sonuç
Hikayeler, topluluklar ve öğrenme gücün ifadeleridir ve Sosyal Çağ bağlamında gücün kendisi evrilmektedir. Sosyal öğrenmede daha geniş kapsamlı ve daha bilinçli olarak katılım sağladıkça, resmî gücümüzün sosyal alanlara taşınmadığını keşfedeceğiz: bu öğrenme topluluklarında, istediğiniz her şeyi söyleyebilirsiniz ancak sosyal otorite, en çok sayılan sosyal sermayeli ve itibara dayalı etkidir. Sosyal öğrenmeyi benimseme sürecinde, istemeden (ama zorunlu olarak) resmî organizasyonun gücünü aşındırırız.
Bu, dikkatle açılması gereken bir şampanya şişesidir. Resmî kontrol sistemleri ile sosyal olarak yönetilenler arasındaki denge önemli bir dinamik gerginlik yaratır. Etkili bir şekilde yönetildiğinde, biçimselin en iyilerini (sistem, süreç, hiyerarşi ve kontrol) toplumsalın en iyileriyle (yaratıcılık, yıkım, yenilik, büyütme) bütünleştiren, sosyal olarak dinamik bir organizasyon ortaya çıkabilir. Bu bizim zorluğumuz: daha işbirlikçi öğrenme modelleri oluşturmak ve öğrenmenin hem bugün hem de gelişmekte olan, gelecekteki öğrenme ekosistemimiz aracılığıyla büyüyebileceği bir organizasyon kültürünün nasıl oluşturulacağını öğrenmek.

Amerikalıların kendi yaşamlarını bağımsız olarak yönetmeleri gerekir. Şu an tıbbi kayıtlarınıza kendiniz erişip kontrol edebiliyorken, eğitim kayıtlarınızın hiçbirine erişemiyor ve onları kontrol edemiyorsunuz. Bu yol gösterici ilkeleri izleyerek geleceğin neye benzeyeceğini tasavvur etmeye çalışıyoruz: Herkese kaderini tayin etme hakkı vermek, arz ve talep tarafında denge kurmak ve bunu yeterlilik ve diploma kazanmak isteyenlerin ellerine bırakmak. Bu onlara pazarı yönetme gücü verir. Şu anda, tedarikçiler doğrudan avantaja sahipler ancak bunu öğrenenlerin güçlendirildiği yeni bir alan haline getirmemiz gerekiyor.
Jeanne Kitchens
Credential Engine Teknik Danışma Komitesi Başkanı; İş Gücü Geliştirme Merkezi Yardımcı Direktörü, Southern Illinois Üniversitesi