"

3 HAYAT BOYU ÖĞRENME

Dr. J.J. Walcutt ve Dr. Naomi Malone

Dünya, son 100 yılda birçok yönden gelişim göstermesine karşın eğitim yapılarımız nispeten değişmeden kalmıştır. Sınıf düzenlenmeleri ve bilgi dağıtımında artan bir ivmeyle gelişmeler yaşansa da gelişim modelleri, örgün eğitim önerileri ve öğrenmenin not ve puanla değerlendirilmesi gibi konularda değişime karşı bir direnç yaşanmıştır. Toplum olarak, hâlâ öğrenme ve grup tabanlı bilgi dağıtımı için kontrollü ortamlara odaklanmaktayız. Süreç doğrusaldır, öğretim sınırlı bitiş noktalarına bölünmüştür ve tüm süreç değerlendirme odaklıdır.

Modası geçmiş gelişim modellerine (Jean Piaget’in bilişsel gelişim aşamaları gibi) güveniyoruz ve öğrenmeyi ölçerken başarısızlığa odaklı bir zihniyet kullanıyoruz. Yani öğrencilerin gelişim hızı ve bilgi derinliği, büyük ölçüde yaşa dayalı aşamalarla tanımlanan beklenen ortalamalara göre değerlendirilmektedir. K-16 ortamında, beklentilere uymayanlar “gelişimlerinin gerisinde kalanlar” olarak isimlendirilmekte; iş gücü veya askerî ortamlarda ise bu kişiler yetersiz veya motive olmayan bireyler olarak görülmektedir. Başarıyı temel alarak notlar veriyor ve zamana dayalı bir ilerlemeyi temel alan sistemi temel almaktayız. Veriler, öğrencilerin kavramaya yardımcı olmak için öğretim dışı özümseme süresine ve çeşitli deneyimlere ihtiyaç duyduğunu ve öğrenmenin bağlama duyarlı olması gerektiğini gösteriyor olsa da hedeflere dayalı olarak stratejik düzeyde öğretim programı kararları almaktayız.

Öğrencileri büyük ölçüde; hedeflerin net bir şekilde tanımlandığı; bilgilerin, doğruluğu ve anlaşılabilirliği sağlamak için bir öğretmen veya öğretim programı tasarımcısı tarafından filtrelendiği; sağlanan bilginin öğrenenlere uygunluğunun kontrol edildiği ortamlara (sınıflara) yerleştirmekteyiz. Bu, birçok açıdan geçen yüzyılda öğrenmede gelişme kaydettiğimiz alanı göstermektedir.

Modern Dünyada Veri ve Kavrayış

Sınırsız Veri Akışı

Modern dünya sınırsız, süzgeçten geçirilmemiş ve yönetilmeyen verilerle doludur; bireyler diledikleri her şeyi öğrenebilirler ancak üst düzey kavrayışa zarar verecek şekilde düşük düzeyli bilgi edinme eğilimi riskiyle de karşı karşıyayız.

Ancak, öğrenme sınıfta yapılandan ibaret değildir. Okulun dışındaki dünya, sınırsız potansiyel öğrenme kaynakları ile doludur. Giderek daha fazla veriye, şüpheli “olgular”a ve çeşitli bağlantısız bilgi seline maruz kalmaktayız. Bu bilginin değerini ve bunun diğer veri veya deneyimlere nasıl bağlandığını belirleme görevi, bireye (öğrenene) aittir. Modern dünyamızdaki bilginin hızı ve çeşitliliği, faydalı bilgiyi sentezleme, etkili bir şekilde geri alma ve pratiğe aktarma veya uygulama becerilerimizi etkilemektedir.

Aşırı bilgi yüklemesi, önemli ve giderek büyüyen bir sorundur; İnsanlar hacimli verilerin bombardımanına uğramaktadır. Çok fazla veriye maruz kaldığında, insan beyni en net, anlaşılması en kolay, en tanıdık ögelere odaklanma ve geri kalanıyla ilgilenmeme eğiliminde olacaktır. Bu durum, odaklanmanın ve duygusal istikrarın doğal yoludur. Ancak, günümüzün veri açısından zengin ortamında bu bazen yanlış veya yanıltıcı bilgilerin saklanması anlamına gelir ve bu da hem bireysel hem de müşterek olarak kötü kararlar alınmasına yol açmaktadır. Böylece, dünya giderek daha da istikrarsız, değişken, karmaşık ve belirsiz hale gelmeye devam ederken, insanların sadece bugünün sınıfına değil, geleceğin küresel ortamına da hazırlıklı olmasını sağlayacak eğitim uygulamalarına ihtiyacımız var.

Bu hazırlık 18 veya 25 (veya 100!) yaşında bitmemektedir. Artan ortalama yaşam süreleri ve dünya çapındaki değişim hızı ile kesintisiz hayat boyu öğrenme bir zorunluluk haline geldi. Yeni buluşlar her yıl tüm sektörleri yeniden oluşturmakta veya yok etmektedir ve yapay zekâ, çalışmanın doğasını radikal bir biçimde değiştirmektedir; bu artan yaşam sürelerine ve çalışan-şirket kalıcılığının değişen manzarasına katkıda bulunmaktadır. Bütün bunlar, birçok insanın hayatı boyunca birçok kez -sadece işlerini- değil kariyerlerini değiştireceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle, öğrenme süresini K–12’nin ötesine ve hatta geleneksel yüksek öğrenim ve meslek okullarının ötesine genişletmemiz gerekir. Her ne kadar örgün, gelişim eğitimi biçimlerinin bir süre devam etmesi muhtemel olsa da daha fazla öğrenmenin hayatın ilerleyen dönemlerinde (30 ila 65 yaş aralığında) gerçekleşmesini bekleyebiliriz.

Mevcut eğitim sistemimizdeki kademeli ve küçük iyileştirmelerden uzaklaşarak rotayı, bunun yerine temel bilimsel ilkelerin yaşam boyu süren yeni bir öğrenme modelini nasıl şekillendirileceğini yeniden tasavvur ederek değiştirmenin zamanı gelmiştir.

HAYAT BOYU ÖĞRENME VİZYONU

Hayat boyu öğrenmeye ilişkin vizyonumuz, öğrenmenin her şeye nüfuz ettiğini kabul eden daha doğal bir bakış açısına sahiptir. Her zaman ve her yerde, sınıfta, çevrim içi ortamda, evde ve yaşanmış deneyimler yoluyla gerçekleşir. Öğrenme kişiseldir; her bireyin kendine özgü kişiliğine, ilgi alanlarına, becerilerine, özelliklerine, koşullarına ve inançlarına göre biçim değiştirir. Değişken ve doğrusal olmayan bir yapıdadır. Birbirinden farklı ve bağlantısız kutucuklarda konu çeşitliliği yoktur, bunun yerine birlikte öğrenildiğinde konu bütünlüğü oluşturan çeşitli kavramlar vardır. Esnektir; insanlar, kendilerini “kabul edilen” gelişimsel kutulardan oluşan sonlu bir sete hapsetmek yerine benzersiz potansiyellerini en üst düzeye çıkaran kişiselleştirilmiş öğrenme patikasıyla sayısız şekilde başarı elde edebilir. Bütüncüldür; gelecekteki öğrenme deneyimleri, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimleri de dâhil olmak üzere kişinin tüm yönlerini vurgulamak için bilişsel alanın ötesine geçecektir. Eğitim, bugün sahip olduğumuz doğrusal, K-12 kilometre taşlarıyla basitçe değerlendirilmek yerine, karmaşık ve kaotik bir gelecekte başarılı olabilecek insanları yetiştirmeye yardımcı olmak için tasarlanacaktır.

4 TEMEL İLKE: HAYAT BOYU, BÜTÜNCÜL, HER YERDE VE DEĞER ODAKLI

Hayat boyu öğrenme modelimiz dört ana ilkeyi içerir. Birincisi, adından da anlaşılacağı gibi, öğrenmeyi sürekli, ömür boyu sürecek bir deneyim olarak değerlendirir. Bugün öğrenmeyi, erken çocukluk, ardından K–12 ve son olarak yüksek öğrenim ya da iş gücü eğitimi gibi farklı gelişim evrelerinde görme eğilimindeyiz. Gelecekte, öğrenmeyi, bilginin her zaman ve çok çeşitli kaynaklardan sürekli olarak sentezlendiği, devam eden bir süreç olarak göreceğiz. Bu modelin ikinci ilkesi öğrenmenin bilişsel gelişim ile sınırlı olmamasıdır. Bunun yerine bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel beceriler, nitelikler ve yetenekler arasında bir etkileşim olarak öğrenmeyi kabul etmeliyiz. Üçüncü olarak, öğrenme; örgün, yaygın ve gayriresmî faaliyetlerin karışımını içerir. Bugün, öncelikle resmî ortamlarda edinilen ve benzer yapılar içinde değerlendirilen bilgi ve becerileri ölçüp akredite ediyoruz. Bununla birlikte, gelecekte, yaşam deneyimi ve bağımsız, gayriresmî öğrenme de resmî öğrenme kadar –ya da bazı durumlarda daha fazlasıyla– ölçülecek ve kabul edilecektir. Öğrenmeyi ve deneyimi ölçme kapasitemiz arttıkça, bildiklerini, kavradıklarını ve başarabileceklerini daha iyi anlamak için bireylerin deneyimlerini daha sistematik bir şekilde inceleyebileceğiz. Son olarak, bu bir başarısızlık modeli değil, bir varlık modelidir. Bu, her yaştan öğrenene bugün nerede olduklarını ve yarın nerede büyüyeceklerini düşünen bir mercekle bakıldığı anlamına gelir.

Bu kuralların her biri aşağıda daha ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

image

ÖNEMLİ VİZYON: OECD ÖĞRENME ÇERÇEVESİ 2030

Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütünün 2030 Öğrenme Çerçeve Belgesi, eğitim sistemlerinin geleceği için vizyon ve temel ilkeleri tanımlar. Halen devam etmekte olan çalışmanın çerçevesi; uzmanlar topluluğu, okul ağları, öğretmenler, öğrenciler, ebeveynler ve sosyal ortaklar tarafından geliştirilmektedir.

Vizyonu, her öğrenenin bir bütün olarak gelişmesine, potansiyelini yerine getirmesine ve dünya çapında refaha katkıda bulunmasına yardımcı olmaktır. Çerçevenin mevcut sürümü şunları vurgulamaktadır:

  • Çeşitli küresel sorunlar ile hızla değişen bir dünya için yeni çözümler
  • İnovasyon, sorumluluk ve farkındalık için yeni dönüştürücü yetkinlikler
  • Öğrenen kurum: Bir kişinin yaşam boyu eğitiminin sorumluluğu
  • Yeni, geniş ölçüde arzulanan bilgi, beceri, tutum ve değer kümesi
  • Refah için bireysel ve toplu eğitim hedefleri
  • Ekosisteme tesir eden değişim için tasarım ilkeleri

1. Öğrenme hayat boyudur

Beyin hacminin %90’ına 6 yaşında ulaşılsa da öğrenme hayat boyu gerçekleşir ve beynin yeteneklerini etkilemeye devam eder. Elbette, erken çocukluk deneyimleri, bireylerin yaşlandıkça etkili bir şekilde telafi etme becerilerini etkiler. Bununla birlikte, nöroplastisite üzerine yapılan araştırmalar, beynin bilgiyi yeniden yönlendirebileceğini ve beyin hasarından kaynaklanan travmayı telafi edebileceğini göstermektedir. Temel olarak, insanlar travma sırasında kaybedilen becerileri yeniden kazanabilirler. Nöral gelişimin hayat boyu devam ettiğine dair önemli deliller de mevcuttur. Kortikal kalınlık, kütle ve bağlantısallık yaşla birlikte azalıyor görünse de yetişkinler bu durumu yaşam deneyimlerinden edindiği birbirine bağlı sinir mekanizmalarını etkinleştirerek telafi edebilir. Başka bir deyişle, beyin çocuklukta çok hızlı bir şekilde gelişse de öğrenme hayat boyunca etkili bir şekilde gerçekleşebilir böylece gelişim devam eder ve bireylerin davranışları ile şekillenir. Bireylerin neyi ve ne kadar öğrendiği çeşitli mikro ve makro düzeydeki faktörlere bağlıdır. Mikro düzeydeki faktörler arasında bireysel seçimler, motivasyonlar ve özellikle örgün eğitim ortamları dışında, öz düzenleme becerisi yer alır. Makro düzeydeki faktörler ise öğrenenlerin mahallelerini, topluluklarını ve kültürlerini içerir.

Bu faktörlerin bazıları yetişkinleri öğrenme için özellikle uygun kılar. İlgi alanlarının ve hedeflerin açıklığı ve daha fazla öz-farkındalık bu zaman dilimini kişisel gelişim için elverişli kılar ve çoğunlukla öğrenme konusunda daha fazla motivasyon sağlar. Yetişkinler ayrıca yeni bilgileri daha derin ve verimli bir şekilde sentezlemelerine yardımcı olabilecek daha fazla deneyime sahiptir. Bununla birlikte, Öğrenmenin kontrolünü yetişkinlerin kendilerine bırakmak, onları sınırlı, göreve özgü öğrenme biçimlerine çok dar bir şekilde odaklanmaya teşvik edebilir. Kapsamlı bir öğrenme görüşünü koruyan ve destekleyen yapılara ihtiyacımız olacak. Aksi takdirde, parçaların bütünsel ve verimli bir sistem içinde çalışmak üzere nasıl bir araya geldiklerine dair genel bir anlayışa sahip olmayan, bölünmüş bilgi topluluklarında sıkışıp kalmış derin uzmanlara sahip olma riskini taşıyoruz.

2. Hayat boyu öğrenme, insanın bir bütün olarak gelişimini kapsamalıdır

Etkin bir şekilde hayata katılma yeteneği, yalnızca birinin bilişsel yetenekleri veya eğitsel kazanımıyla tanımlanamaz. Aksine, esneklik, motivasyon, şartlar, maruz kalma, metabiliş, öz düzenleme ve diğer kişisel özellikler bir insanın yaşamda seyir kabiliyetine katkıda bulunur. Bu konum, “beyin gelişimi ve bilişinin (ve kortikal alanlar arasındaki bağlantının) kültürel, sosyal, duygusal ve öğrenmedeki değişkenlik tarafından etkilendiği ve düzenlendiği” bulgusu ile güçlenmektedir.

“Bütünsel insan gelişimi” öğrenme paradigmasını etkili bir şekilde ele alacak, yeni öğrenme modellerine ve gelişim teorilerine ihtiyacımız var. Bugüne kadar, insani gelişimin çoğu yaşamın erken aşamalarına (yetişkinlikten önce) odaklanmıştır. Ön yüklemeli eğitim fikrinden hayat boyu öğrenme bağlamına doğru hareket ederken, bu araştırma grubunu, yetişkin öğrenimini, değişen toplumsal koşulları, zaman ve mekânda daha bütünsel yetenekler geliştirme hedefini dâhil edecek şekilde genişletmemiz germektedir.

“İnsanları ileride var olmayacak işler için eğitiyoruz.”

James Robb

Amiral, ABD Donanması (Emekli)
Ulusal Eğitim ve Simülasyon Derneği Başkanı

Başka bir deyişle, insanın bir bütün olarak gelişimi mutlaka bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel yetenekleri içerir ve bunlar da kültürel sistemlerden etkilenir.

Harvard’ın 60 Yıllık Müfredat girişimi, öğrenme ve eğitim süreci hakkında yeni bir düşünce paradigmasını teşvik ediyor. Bu, insanların iş yaşamları boyunca ve genellikle emekliliğe doğru öğrendiklerini fark etmektedir.

Bu, gördüğümüz, geniş alanın sadece bir bölümüdür ve yeterince taktir edilmese de ekonomimiz ve sivil sağlığımız için önemlidir. Dünyanın değişmekte olduğunu ve ilk kariyerlerinin boşa çıkıp durduğunu ve onlara yardım edecek bir mekanizmamız olmadığını gördük, insanları ortada bırakmamamız gerektiğini kabul etmeliyiz. Kariyer değişikliğinde dünya size yardımcı olmadığındaki, eğitim aldığınız ışıltılı K–12, yüksek öğrenim kurumları ve parlak emeklilik vaadi karanlığı aydınlatamaz. Yakın zamanda, 15–75 yaş arası eğitim kavramına odaklanan bir konferans düzenledik. “Bu yaş aralığını, insanların desteklendiğini hissettiği farklı bir yaşam süresi haline nasıl dönüştürebiliriz?” diye sorduk. “İşsizlik sigortasına ihtiyacımız var mı? ” Bunu anlamakla ilgileniyoruz. Örneğin, ya gerçekten zorlanırsam, araştırmacı mı yoksa tasarımcı mı olmak istediğimi bilmiyorsam? Şimdi asıl soru, ilk olarak ne olmak istiyorsun? Geçmişte bu diyaloglar yoktu; şimdi durum tamamen farklı.

Christopher Dede, Dr.

Wirth Timothy E., Öğretim Teknolojileri Profesörü
Harvard Eğitim Enstitüsü

BİLİŞSEL GELİŞİM

Olgunlaşmış birtakım bilişsel ve öğrenme teorileri mevcut olsa da bunların genişletilmesi ve gelecekteki ömür boyu öğrenme modeli içinde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilişsel gelişim tartışmaları genellikle Jean Piaget (1936) ve Lev Vygotsky (1978) tarafından inşa edilen temellere işaret eder. Piaget’nin bilişsel gelişim teorisi, küçük bir çocuğun duyuşsal motor zekâ, işlem öncesi düşünce, somut işlemler ve son olarak soyut işlemler geliştirdiği dört kritik dönemi tanımlamaktadır. İlginç bir şekilde, son aşama 11 yaşından yetişkinliğe kadar uzanmaktadır. Bu son aşamaya ulaşan insanlar (ve Piaget’ye göre hepsi değil) soyut düşünebilirler. Artık öğrenmenin tüm bir hayat boyunca gerçekleştiğini bildiğimize göre, bu aşamaya ulaştıktan sonra ne olur? Vygotsky’nin sosyokültürel bilişsel gelişim teorisi bazı cevaplar sunmaktadır; ona göre süreç, bir kişinin, birlikte inşa edilmiş bir sosyal ve kültürel etkileşim süreci aracılığıyla bireysel düşünceye yolculuğuna odaklanmaktadır. Bu nedenle, birey ya öz düzenleme araçlarını kullanarak (ör., kendi kendine konuşma) ya da başkalarını yönlendirip gözlemleyerek öğrenir. Hem Piagetn’in hem de Vygotsky’nin teorileri, kişisel gelişim ve yönlendirilmiş öğrenme arasındaki etkileşimi kabul etseler de eksikleri vardır; ne yaşam boyu gelişimi hesaba katılmıştır ne de bir kişinin disiplinler, deneyimler, resmî ve gayriresmî öğrenme karşıtlığında bir dizi meta beceriyi nasıl elde edebileceği.

Dahası, teknoloji insan idrakının doğasını değiştiriyor. Artık veri depolamasını ve “alt sıradaki” bilişsel görevleri bilgisayarlara aktarabilir, büyük miktarda bilgiyi daha önce hiç olmadığı kadar toplayabilir, analiz edebilir ve içeriğe her yerde erişebiliriz. Bu imkânlar hem zaman hem de ölçek açısından insanın bilişsel gelişimini katlanarak hızlandırma fırsatı yaratır. Örneğin, eğer insan beyni sınırlı işleyen bellek kapasitesine sahipse o zaman bilgisayarlar bunu genişleterek sadece insanların daha fazla bilgiyle çalışmasını (görev dağılımı olmadan) sağlamakla kalmaz aynı zamanda daha geniş miktarda bilgiyi aynı anda daha iyi sindirip kavrayabilir. Başka bir örnek, insanlar hayat tecrübelerinden oldukça etkilendiğinden ve bir bilgisayar simüle edilmiş durumları deneyimlemek için fırsatlar sağlayabildiğinden, tecrübelerimizi önemli ölçüde daha kısa sürede genişletebiliriz ve “yaşanmamış tecrübeler” dene bilecek şeylerden faydalanabiliriz.

“Günümüz öğrencilerinin yaşama hazır olmalarını sağlamadaki baş engeller arasında erken çocukluk deneyimi eksikliği ve daha sonraki öğrenme fırsatları için bir sıçrama tahtası olarak kullanabilecekleri temel dil olmaması yer almaktadır. Öğretmenlerden veya liderlerden beklentiler sabit değildir; sürekli olarak daha yüksek beklentilere ihtiyaç vardır.”

Nathan Oakley
Baş Akademik Görevli, Mississippi Eğitim Bölümü

 

image

ARTIK AMERİKALILARDA YILMAZLIK OLUŞTURMUYORUZ.

Küçük çocuklarla başladı, henüz 6 aylıklılar. Onlara bir kaşık ve bir tencere ve oynayacakları bir yer verdik, sahip oldukları şeylerle oldukça yaratıcıydılar. Sonra onlara küçük çocuklar için hazırlanmış oyuncakları verdik, her oyuncağın bir işlevi vardı. Bu oyuncaklar önceden düşünülmüş hedeflere göre tasarlanmışlar, böyle yaparak çocukların yaratıcılığını ortadan kaldırıyoruz. Yılmazlık cesaret değildir; zor bir durumdan kurtulmanın yolunu bulma yaratıcılığıdır. Aynı zamanda tek yönlü de değildir; sosyal ve duygusaldır. Duyguları gizleyebiliriz ama bu rahatsız edicidir. Bunun yerine, duyguların yönetilmesi gerektiğini öğrenmeliyiz; kızgın veya sakin olmamız gereken zamanlar vardır; farkı bilmeliyiz.

Dr. Betty Lou Leaver

Müdür, Kültür Merkezi; Yönetici, MSI Press; Eski Vali,
Savunma Dil Enstitüsü Yabancı Dil Merkezi

Bilgisayarlar, yalnızca bilgiye erişimi artırarak değil, aynı zamanda beynimizi yapısal ve nörolojik olarak da etkileyerek insanın bilişsel gelişimini artırıyor. Beyin, yaşamı boyunca gelişmeye ve öğrenmeye devam edecek ancak yeni nesiller doğdukça daha önce gelenlerin birikmiş bilgi ve deneyimlerine erişme avantajına sahip olacaklar. İronik bir şekilde, Piaget ve Vygotsky’nin aşamalı teorilerinin üstesinden gelinirken, insani doğal kapasite geliştirme ve sosyal-tarihsel etkinin bir karışımı olarak bilişsel gelişimin doğru olduğu inancı temelde yerini korumaktadır. Öngörülemeyen şey, insan-bilgisayar etkileşimlerinin sergileyebileceği yeteneklerin başarıyla genişlemesiydi.

SOSYAL GELİŞİM

Bilişsel gelişim modelleri gibi hayat boyu öğrenme paradigması da sosyal gelişim teorilerinin genişletilmesini zorunlu kılar. Toplumsal gelişim araştırmacıları öncelikle daha küçük yaşlarda veya özel gereksinimli gruplar üzerinde çalıştılar. Kuşkusuz, genç insanlarda sosyal beceriler geliştirmek değerli bir amaçtır ancak araştırmacılar bu popülasyonlara odaklanırken, eski popülasyonlara ve hayat boyu sosyal öğrenmeye daha az odaklandılar. Kişiler arası istihdam edilebilirlik becerileri etrafında bir araştırma bütünü vardır ancak hayat boyunca sosyal eğilimler, değişiklikler, büyüme ve hedefler daha fazla dikkat gerektirir.

Amerikan Halk Sağlığı dergisindeki 20 yıllık geçmişe dönük bir çalışma, paylaşım ve işbirliği gibi daha yüksek “sosyal yetkinlik” özelliklerine sahip katılımcıların, yüksek öğrenime /erişme ve daha iyi ücretli işlere sahip olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu tespit etti.

Hayat boyu öğrenme modelinde, örgün eğitimin hem biçimlendirici hem de yaşamın sonraki yıllarında bu becerileri kapsayacak şekilde gelişeceği beklentisi vardır. Buna ilave olarak, gelecekte bu becerilerin öz geçmişlerde kendine önemli bir yer bulabileceğini umuyoruz. Odak noktamızı istihdam yaratmaktan, yaşam deneyimleri boyunca başarılı olabilecek bireyler olan bütün kişileri geliştirmeye kadar yeniden çerçevelendireceksek, sosyal beceriler belirgin bir şekilde bütünsel modelde yer alır. Bu, yalnızca hayat boyu sosyal becerileri anlamak ve onları geliştirmek için yollar bulmak değil, aynı zamanda onlara sahip olanları ödüllendirmek anlamına gelir.

DUYGUSAL GELİŞİM

Carolyn Saarni tarafından geliştirilen seçkin bir duygusal gelişim modeli, duygusal yeterliliği, insanların sosyal çevreleri içinde zaman içinde geliştirdikleri, etki odaklı, davranışsal, bilişsel ve düzenleyici beceriler kümesi olarak ölçer. Bu beceriler, bireylerin kendi duyguları hakkındaki farkındalıklarını, duruma bağlı ve anlamlı ipuçlarına dayanarak başkalarının duygularını ayırt etme ve anlama yeteneklerini ve kendi kendini düzenleyen stratejileri kullanarak rahatsız edici duygularla başa çıkma kapasitelerini içerir. Piaget ve Vygotsky’nin modellerine benzer şekilde Saarni’nin modeli, gelişim sürecini kategorize etmek için aşamaları kullanır ve yalnızca erken çocukluktan ergenliğe kadar gelişimi ele alır. Hayat boyu eğitim modeline doğru ilerlemek, yetişkinlerin duygusal gelişimine ve bireylerin duygusal refahlarının (ör., zihinsel sağlık ve stresle başa çıkma yeteneklerinin) her yaştaki etkisine ilişkin daha fazla araştırma gerektirir.

Akademik, Sosyal ve Duygusal Öğrenme İş Birliği, sosyal ve duygusal öğrenmeyi geliştirmeye adanmış kâr amacı gütmeyen, kişiler arası ve bilişsel yetkinliği birleştiren daha sağlam bir model önerir. Çeşitli davranışları, zihniyetleri, stratejileri ve becerileri içeren beş temel alanı içerir:

  • Öz farkındalık doğruluk, benlik algısı ve öz yeterlik
  • Öz yönetim, örneğin dürtü kontrolü
  • Sosyal farkındalık empati ve saygı dahil
  • İlişki becerileri, ekip çalışması ve iletişim vb.
  • Karar verme sorumluluğu, derin düşünme ve etik dahil

Araştırmalar, erken duygu yönetimi becerilerinin, yaşamın sonraki dönemlerinde, gelişim ve sonuçlar üzerinde önemli bir etkisi olduğunu göstermektedir. Örneğin, duygu yönetimi, sınıfta başarılı olmak için gereken beceriler yelpazesinin bir parçasıdır. Çocukların erken yaşlarda geliştirdikleri duygu yönetimi ve kişiler arası stratejiler, okul sisteminde gezinmelerine izin verir ve bundan da öte, bu beceriler, akademik başarının kendisinden çok, hayatta başarı için anahtar araçlar haline gelir. Fakat bu beceriler öğretilebilir mi? Aşağıda sıralanan elde edilmiş veriler sonucunda cevap ‘evet’. Sosyal ve duygusal becerilerin açık öğretimi, kişiler arası becerilerin daha iyi olmasına ve anti-sosyal davranışların azalmasını sağlar ve öğrencilerin akademik başarısını da geliştirir. Sosyal ve duygusal gelişim ile sonuç performansı arasındaki etkileşimler anlamlıdır. Örneğin, öğrenme sırasında iç kaygı, stres; kişisel veya mesleki zorluklar gibi dikkat dağıtıcı unsurların, kişinin yeni bilgi edinme ve kodlama becerisini azaltması durumunu düşünün. Ancak, duygusal düzenleme, esneklik ve yılmazlık hem öğrenmeyi hem de stres altında karar vermeyi geliştirebilir. Buna göre, erken geliştirilen duygu yönetimi becerileri uzun vadeli işleyişi iyileştirebilir ve ayrıca zaman, deneyim ve örgün eğitim ile geliştirilebilir. Bununla birlikte, bu tür yeteneklerin yetişkinlik dönemi performansını ve hayat boyu öğrenmeyi nasıl doğrudan etkilediğini incelemek için daha fazla araştırma yapılması ve daha da önemlisi, bu becerilerin hayata geçirilmesi için iyileştirilmiş gelişim ölçütler ve öğretici yaklaşımların olması gerekmektedir.

Sürekli değişim ve çoklu kariyer beklentisi için gerekli olan entelektüel öğrenmenin önemli bir duygusal etkisi vardır. Sabit ivme içinde yaşıyoruz ve buna ayak uydurmaya çalışıyoruz. Öyleyse soru şu: Kaos içerisinde iken başarılı olabilmeleri için insanlara sunmamız gereken temel şey nedir? Cevaplardan bazıları ekip çalışması hakkında ne düşündüğümüzü gerçekten geliştirmekte yatıyor ki bu, ordunun derinlemesine incelediği bir şey. Takım, grubun savunduğu tampon haline gelir.

Christopher Dede, Dr.

Timothy E. Wirth, Öğrenme Profesörü
Teknoloji, İnovasyon ve Eğitim Programındaki Teknolojiler, Harvard Üniversitesi

FİZİKSEL GELİŞİM

Motor ve fiziksel becerilerin gelişimine ilişkin resmî araştırmalar, doktorların uygun büyüme ölçütleri sağlayıp sağlamadıklarını belirlemek için bebekleri tartmaya başladıkları 1920’lere kadar dayanır. Daha anlamlı araştırmalar 1970’lerde ve 1980’lerde ciddi bir şekilde başlamış ve ortalama motor beceriler gelişimi anlayışı, bir insan için hem iç hem de dış kısıtlamalar ve motor becerilere yardımcı olma, geliştirme ve iyileştirmenin yararına önemli gelişmelere yol açmıştır. Bununla birlikte, diğer gelişimsel alanlar gibi, fiziksel gelişimdeki araştırmaların çoğu, erken çocukluk ve bozukluklarla; spor ve askerî personel gibi özel popülasyonlar için özel odak alanlarıyla sınırlı kalmıştır. Ancak, bu belirli grupların kapsamı dışında, genel fiziksel olgunlaşma ve motor beceri ve uygulamanın etkileri, değişmekle birlikte, daha az çalışılmıştır.

Beden gelişimi, farkındalık, sağlık ve refahın uzun vadeli işleyiş üzerinde büyük etkileri vardır. Giderek artan bir şekilde gelişmiş metodolojiler ve yeni teknolojiler, bir bedenin yetişkinliğe nasıl ve ne zaman ulaşacağını, fiziksel yeteneklerin nasıl geliştirilebileceğini, bunların duygusal istikrar, sosyal yetenekler ve bilişsel gelişim gibi diğer gelişimsel etki alanlarıyla nasıl bağlantı kurduğunu daha iyi anlamanın yollarını oluşturmaktadır.

Eş zamanlı olarak, giyilebilir cihazlar ve niceleyici benlik olarak isimlendirilen şey, insan bedenine ait her duygu durumunu, fiziksel etkinliği kaydetme konusunda büyük heyecan oluşturdu. Bireylere, daha önce mevcut olmayan kişiselleştirilmiş verilere erişme yeteneği sağlıyorlar ve sonuç olarak , sağlıkları ve fiziksel faaliyetleri hakkında iyileştirilmiş kararlar almaları için insanları güçlendiriyorlar. Bu teknolojilerin tıbbi faydaları henüz toplumsal düzeyde tam olarak anlaşılmamış ve olimpik atletik antrenman gibi belirli, kontrollü ortamların dışında insanın motor becerilerini optimize etmek için tam olarak kullanılmamıştır. Ancak araştırma devam ettikçe, ortalamayı kapsayan yeni bir fiziksel ve motor geliştirme teorisinin gelecek vaat edeceğine inanmak mantıksız değildir. İnsan-teknoloji etkileşimi, toplum genelinde fiziksel gelişimin süreçleri ve etkileri, psikofiziksel okuryazarlık ve motor gelişimin sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimle etkileşimi gibi konuları aktif olarak içeren bir süreçtir.

image

Bir toplum veya kültür olarak, öğrenmeyi hayat boyu sürecek bir çaba olarak yeniden tasarlamayı tasavvur edersek pek çok çocuğa yardım edebiliriz. Notlara bağımlı derecelerin sonuçları anlayışından çıkmamız ve “şimdi ustalaştım ya da ustalaşamadım” anlayışıyla öğrenmeye bakmamız gerekiyor. Eğitimi amacına uygun hale getirmemiz gerekiyor.

Michelle Cottrell-Williams

Öğretmen, Wakefield Lisesi, 2018
Virginia Eyaleti Yılın Öğretmeni

Felsefi olarak, insan yeteneklerinin bütünsel bağlantı kurma ve davranışların bağlamlar arasında nasıl uygulandığını anlamak, insanın bir bütün olarak gelişimini modelinde önemli olacaktır. Benliğin, fiziksel olan benlik de dâhil olmak üzere, daha iyi anlaşılabilmesi için daha bütünsel, kişisel ve gelişimsel yörüngeler elde etmeye ihtiyaç vardır.

3. Öğrenme her yerdedir

Hayat boyu öğrenme, öğrenmenin tüm aşamalarını ve yaşamın aşamalarını içerir; okulda, iş yerinde, evde ve topluluk içinde çeşitli bağlamlarda gerçekleşir. Hayat boyu öğrenme etkinlikleri resmî ortamlarda (ör., bir üniversite tarafından verilen kurslar), tamamen yapılandırılmış kurumların dışındaki örgün olmayan (nonformal) bağlamlarda (ör., buluşma atölyeleri) ve gayriresmî (informal), spontane şekillerde (ör., bir iş arkadaşınızla sohbet ederken veya sosyal medyada bir yazı okumak) gerçekleşebilir.

Öğrenme zaten tüm bu şekillerde, her zaman ve her yerde gerçekleşir. Ancak bugüne kadar yalnızca resmî öğrenme deneyimlerini büyük ölçüde belgeledik (ve daha sonra büyük ölçüde değer verdik). Gayri resmî ve deneyimsel öğrenme, bireylerin bilgi edinme, özümseme ve uygulama yetenekleri üzerinde bir o kadar veya daha fazla etkiye sahip olabilir. Deneyimleri ölçme ve sınıflandırmamıza olanak tanıyan veri bilimi, makine öğrenimi ve birlikte çalışabilen veri standartlarının geliştirilmesiyle, bir kişinin gerçek beceri düzeyini ve aynı zamanda çeşitli ortamlar ve topluluklar arasında performans gösterme becerisini daha iyi yakalama ve iletme becerimizin kilidini açıyoruz. Bir kişinin bir şeyi “öğrendiği” yerin önemi yoktur; önemli olan bu öğrenmenin uygulamaya aktarılmasıdır.

Öğrenmenin her yerde ve her zaman olduğu fikri yeni değildir. Daha ziyade, yeni olan, onu ölçme ve onunla ilgili iletişim kurma yeteneğimizdir (ör., yetkinlik rozetleri ve öğrenme kimlik bilgileri yoluyla). Bu aynı zamanda önceki alt bölümde açıklanan insanın bir bütün olarak gelişimi ilkesine de bağlıdır. Yani, çeşitli beceriler kişinin dünyadaki başarısına katkıda bulunur. Örneğin askerî bağlamlarda, çok fazla cesaret ve dayanıklılıktan söz edilir ve yüksek öğrenimde genellikle icrai işleyişe ve çok yönlü olmaya atıfta bulunulur. Ancak bu yeterlilikler nadiren ölçülür ve transkriptlere ve personel kayıtlarına dâhil edilir. Uygulamalarını gerçek dünyadaki bağlamlarda değerlendirmek ve diğer yaşanmış deneyimler için “kredi” vermek, kişiselleştirilmiş öğrenme yörüngelerini yaratma, geleceğe yönelik yetenek yönetimini geliştirme ve daha fazla insan için adil fırsatlar yaratma yeteneğimizi de sağlayacaktır.

4. Hayat boyu öğrenme bir değer modeli kullanmalıdır

Gelişim psikolojisinde bir “varlık modeli”, bireylerin benzersiz varlıklarını tanıyan ve bunlara yetenek eklemeye odaklanan bir yaklaşımı ifade eder. Bu kavram, zayıflık alanlarına odaklanan ve bireyleri grup ortalamalarıyla karşılaştırmayı içeren “açık model” ile karşılaştırılır. Bir varlık modeli kullanmanın faydaları birkaç katlıdır. İlk olarak, öğrenenler için olumlu bir odaklanma kullanıldığında ortaya çıkan artan enerji ve iyileştirilmiş sonuçlar şeklinde psikolojik bir fayda vardır. Bu, saha performansıyla ilgili olarak spor psikolojisinde görülebilir ve doğrudan sınıfa veya toplantı salonuna aktarılabilir. İnsanları optimal bir kabiliyete yükseltmek, onları “düzeltmeye” çalışmaktan çok daha cesaret vericidir.

Sertifika Biriktirme Modeli

SERTİFİKA BİRİKTİRME: Örneğin, iş dünyasında bir öğrenen üç ders alır ve bunları başarılı bir şekilde tamamlar ve finans alanında bir sertifika alır. Bu başarıyla tamamladıktan sonra pazarlama alanında üç kursa daha katılarak başka bir sertifika alırlar. Ardından, bu sertifika grupları kişiselleştirilmiş bir yüksek lisans derecesi için biriktirilir. Bu yaklaşım, öğrenenin küçük parçalar halinde akredite edilmesine olanak tanır ve daha fazla esneklik sunar.

David Munson, Dr.
Rochester Teknoloji Enstitüsü Başkanı

İkincisi, varlık modelleri insanın bir bütün olarak gelişimini desteklemeye yardımcı olur. Varlık modelleri, ortalama, norm referanslı değerlendirmelerde ölçülenlerin dışında beceri ve niteliklerin de dâhil edilmesine izin verir. Bu diğer başarı faktörlerine bakarak, becerileri daha iyi tanıyabilir, geliştirmeye yardımcı olabilir ve başka şekilde etkinleştirebiliriz.

Son olarak, bir varlık modeli kesintisiz hayat boyu öğrenmeye odaklanmayı daha iyi destekleyebilir. Bu tür bir modelin yapısı doğal olarak her seviyede, her ilaveyle birlikte başarıyı tanımlar ve yine de elde edilebilecek sonsuz sayıda başarı kaydına, beceri ve yetkinliğe sahiptir. Hem öğrenenin hem de eğitim sisteminin yeniden çerçevelenmesi, yeniden düşünmeye yardımcı olabilir ve sanayileşmiş bir millet için hazır yetenekli işçiler yaratmaya odaklanmak yerine sistemi nasıl geliştirebileceğimize ve her bir bireyin iyileştirilmesine yönelik olarak nasıl çalışabileceğimize odaklanmamızı sağlayabilir.

UYGULAMA

Önceki bölüm, gelecekte hayat boyu öğrenme için bir vizyon ortaya koymuştu. Bu bölüm, bu vizyona doğru atabileceğimiz belirli adımları açıklamaktadır.

EĞİTİM TASARIMINI ŞEKİLLENDİRİRKEN BİRDEN ÇOK KURAM KULLANIN. Hayat boyu öğrenme, zaman, mekân, amaç, medya ve usulle öğrenme anlamına gelir. Bu stratejik düzeydeki kavramı, sınıflar, çalıştaylar, eğitim alıştırmaları, deneyimsel öğrenme ve diğer resmî ve örgün olmayan (nonformal) etkinlikler için taktik düzeydeki öğretim tasarımı, bilgi yönetimi ve eğitim psikolojisi dâhil olmak üzere birden fazla disiplinden teorik yaklaşımları uygulayıp entegre etmemiz ve müdahalelere dönüştürmemiz gerekmektedir.

Eğitim Sürekliliği

Savunma Bakanlığı, on sekiz ila on dokuz yaşındaki çocuklara odaklanıp ve daha küçük yaştaki çocukları nasıl destekleyebileceğini ihmal ederek bu alanda yetersiz kalıyor. Bu yüzden, onları Savunma Bakanlığına aldığımızda, dayanıklılık sorunları ile uğrayor ve yarayı iyileştirmek yerine yara bandı yapıştırıyoruz. 20 yılımızı yeni bir silah sistemi geliştirmek için harcarken bu çocuklar için herhangi bir çalışma yapmıyoruz oysa şu an liseye kaydolan çocuklarımız 10 yıl sonra Savunma Bakanlığında çalışıyor olacak. Savunma Bakanlığının yapması gereken ilk şey, öğrenmeyi sivil eğitimi de içeren bir süreklilik olarak düşünmektir. Sosyal duygusal öğrenme ve icra işlevi bir odak noktası olmalıdır.

Dr. Russ Shilling
Baş Bilim Sorumlusu, Amerikan Psikoloji Derneği

İÇERİĞE ÖZGÜ, İÇERİKTEN BAĞIMSIZ (AGNOSTİK) VE SOSYAL-DUYGUSAL ÖĞRENME İÇERİKLERİNİ BİRLEŞTİRİN. Eğitimi, insani gelişmenin bütünsel bir görünümünü içerecek şekilde yeniden odaklamak, zorunlu olarak eğitim gereksinimlerinde bir değişiklik gerektirecektir. Ancak, önceden paketlenmiş bir programa daha fazla ihtiyaç eklemesi makul değildir. Bunun yerine, örgün eğitim ve öğretim iletişim hatlarının organizasyon yapısını değiştirmemizin yanı sıra bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel alanlardaki çoklu becerilerin aynı anda geliştirilebildiği proje tabanlı öğrenme seçeneklerinden yararlanmamız gerekecek. Öz düzenleme ve yürütme işlevi gibi meta beceriler için içerikten bağımsız öğrenme stratejilerinin de aynı anda öğrenilmesi gerekecektir. Konular arasında bir yığın beceri, içerik ve bağlantı, özellikle örgün ve yaygın eğitim için istisna olmaktan çok norm haline gelmelidir.

TEKNOLOJİYİ ÖLÇME VE BAĞLANTI İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞABİLİR KILIN. Bu hayat boyu öğrenme vizyonu, kısmen, öğrenen verilerinin toplanmasına ve analizine bağlıdır. Bunu mümkün kılmak için, ilk önce örgün, yaygın ve tecrübi öğrenmeye uygun önlemleri tanımlamamız gerekmektedir. Ayrıca, zaman, mekân ve topluluklar arasında verileri güvenli ve etik olarak toplayabilen, birlikte çalışabilen sistemler de dâhil olmak üzere destekleyici teknoloji geliştirmemiz gerekir. Bu “öğrenme için internet”, bir kişinin verilerini güvenli bir şekilde depolamalı ve bu verileri öğrenme aşamalarını ve gelişim yörüngelerini kişiselleştirmek için kullanabilen onaylı kuruluşlar tarafından ömür boyu erişilebilir hale getirmelidir.

HAYAT BOYU ÖĞRENME SİSTEMİNİ İYİLEŞTİRMEK İÇİN ÖĞRENME BİLİMİNİ KULLANIN. Öğrenme, özel öğretim ve değerlendirme ilkeleri gibi bir dizi öğretim ilkesi kullanılarak geliştirilebilir. Önceki bölümde açıklandığı gibi (Bölüm 3), mevcut öğretim teorilerinin birçoğu zaten, kanıta dayalı öğretimi ve test etmeyi desteklemek için iyi belgelenmiş en iyi uygulamaları açıkça ifade etmektedir. Bununla birlikte, tüm sistemleri, etkileşimli mikro ve makro faktörleri ve bunların alan, zaman ve amaç arasındaki etkileşimlerini göz önünde bulundurmak için bakış açımızı genişletmemiz gerekir. Eğitim programları ve diğer gelişimsel deneyimler aracılığıyla kişiselleştirilmiş yolları barındırmak için, bilgi akışını ve insanların sistemde nasıl ilerlediğini de değiştirmemiz gerekecek. Bu, ortaokul ve lise sonrası eğitimini, ticaret eğitimini, iş gücü gelişimini ve yaşam deneyimlerini etkileyecektir. Teknolojideki ilerlemelerin bu değişiklikleri yönlendirmesine izin vermek mümkün olsa da ekosistemi daha bütünsel bir şekilde geliştirmeye yardımcı olmak daha akıllıca olacaktır. Kanıt toplamalı ve içindeki unsurlar ve bunların toplu etkileri hakkında en iyi uygulamaları önermemiz ve bunun yanı sıra en iyi özelliklerini ortaya çıkaran unsurları apaçık bir şekilde bireyler ve toplum için teşvik etmemiz gerekir. Hem mevcut araştırma hem de araştırma ilkeleri olan öğrenme bilimi bu çabaya yardımcı olabilir ancak onu bu daha geniş vizyon için kullanmayı taahhüt etmeliyiz.

Ekosistem Bağımlılıkları

Çoğu zaman, altta yatan sorunu değil semptomları tanımlarız. Derdimiz problem bulmak değil problem çözmek. Bu inovatif şeyleri ve ekosistemi oluştururken problem ile belirtileri birbirinden ayırarak gerçekten iyi bir iş çıkarmanız gerekir. Ekosistem fikri karşılıklı bağımlılıklara dayanmaktadır, bu nedenle teknolojik bir ekosistem biyolojik bir ekosistem gibi çalışır: Aynı zamanda, insanları dâhil etmek için tüm bileşenleri de hesaba katılmalıdır.

Dr. Eğitimci, Jeffrey Borden

Yönetici Direktör, Inter-Connected Education; Baş Akademik Görevli, Ucroo Digital Campus; Eski Baş İnovasyon Görevlisi, St. Leo College

Didpnotlar

1 Öğrencilerin öğretim dışı asimilasyon süresine ihtiyaçları vardır —ör., bk.: Baepler, P., Walker, J. D. ve Driessen, M. (2014). Koltuk süresi ile ilgili değil: Aktif öğrenme sınıflarında harmanlama, çevirme ve verimlilik. Computers & Education, 78, 227–236. … anlamada çeşitli deneyimler —ör., bk.:. Kolb, D. A. (2014). Experiential learning: experience as the source of learning and development. FT press. …öğrenme bağlama dayalıdır—örneğin, bakınız: Berns, RG ve Erickson, PM (2001). Contextual teaching and learning: Preparing students for the new economy. The Highlight Zone: Research@ Work No. 5 (ERIC No. ED452376). Washington, DC: Office of Vocational and Adult Education. eric.ed.gov/?id=ED452376

2 Ör., the U.S. Every Student Succeeds Act of 2015, Pub. L. No. 114-95 § 114 Stat. 1177 (2015–2016). www.ed.gov/essa
3 age Sweller, J. (1994). Sonnotlar 2-18.
4 Mathers, C.D., Stevens, G.A., Boerma, T., White, R.A., & Tobias, M.I. (2015). Causes of international increases in older age life expectancy. The Lancet, 385 (9967), 540–548.
5 Bialik, C. (2010, September 4). Seven careers in a lifetime? Think twice, researchers say. The Wall Street Journal. www.wsj.com
6 Örneğin, bakınız: Park, D.C. & Reuter-Lorenz, P.A. (2009). The adaptive brain: Aging and neuro-cognitive scaffolding. Annual Review of Psychology, 60, 173–196.
7 Bryck, R.L., & Fisher, P.A. (2012). Training the brain: Practical applications of neural plasticity from the intersection of cognitive neuroscience, developmental psychology, and prevention science. American Psychologist, 67(2), 87–100.
8 Power, J.D., & Schlaggar, B.L. (2017). Neural plasticity across the lifespan. Wiley Interdisciplinary Reviews: Developmental Biology, 6(1), e216.
9 age National Academies. (2018). Sonnot 1-4.
10 Medel-Añonuevo, C., Ohsako, T., & Mauch, W. (2001). 21. yüzyıl için yaşam boyu öğrenmeyi yeniden gözden geçirmek (ERIC No. ED469790). Hamburg (Almanya): Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü. eric.ed.gov/?id=ED469790
11 age Ulusal Akademiler (2018). Sonnot 1-4. Bk., sayfa 3.
12 age Piaget’in ve Vygotsky’nin çalışmalarının temsili örnekleri için bk. son not 2-20.
13 age Sweller, J. (1994). Sonnotlar 2-18.
14 Ör., bk.: Erikson, E.H. (1950). Growth and crises of the “healthy personality.” In M.J.E. Senn (Ed.), Symposium on the healthy personality (pp. 91–146). Oxford, England: Josiah Macy, Jr. Temel Kavramlar. Bronfenbrenner, U. (1979). The ecology of human development. Harvard university press.
15 Ör., 2013 yılında yayınlanan Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5®) tarafından gösterildiği gibi.
16 Jones, D.E., Greenberg, M., & Crowley, M. (2015). Early social-emotional functioning and public health: The relationship between kindergarten social competence and future wellness. American Journal of Public Health, 105(11), 2283–2290.
17 Saarni C. (2011). Emotional development in child-hood. In R.E. Tremblay RE, M. Boivin, R. Peters, & M. Lewis (Eds.), Encyclopedia on Early Child-hood Development [online]. www.child-encyclo-pedia.com/emotions/according-experts/emotion-al-development-childhood
18 casel.org
19 Schore, A.N. (2015). Affect regulation and the origin of the self: The neurobiology of emotional development. New York: Routledge.
20 Kişiler arası ve kişiler arası yeteneklerin öğrenme yoluyla geliştirilebileceğine dair kanıtlar için, örneğin, bakınız: Durlak, J.A., Weissberg, R.P., Dymnicki, A.B., Taylor, R.D., & Schellinger, K.B. (2011). The impact of enhancing students’ social and emotional learning: A meta-analysis of school-based universal interventions. Child development, 82(1), 405–432.
21 Örneğin: Vogel-Walcutt, J. J., Ross, K. G., & Phillips, J. K., (2016). Instructional design roadmap: Principles to maximize learning across developmental stages. In Proceedings of the I/ITSEC.
22 Payne, V.G., & Isaacs, L.D. (2017). Human motor development: A lifespan approach (9th ed.). London/New York: Routledge.
23 Edwards, L.C., Bryant, A.S., Keegan, R.J., Morgan, K., & Jones, A.M. (2017). Definitions, foundations and associations of physical literacy: a systematic review. Sports medicine, 47(1), 113–126.
24 Ör., bk.: Swan, M. (2013). The quantified self: Fundamental disruption in big data science and biological discovery. Big data, 1(2), 85–99.
25 Ghayvat, H., Liu, J., Mukhopadhyay, S.C., & Gui, X. (2015). Wellness sensor networks: A proposal and implementation for smart home for assisted living. IEEE Sensors Journal, 15(12), 7341–7348.
26 age Edwards et al. (2017). Sonnotlar 4-23.
27 Laal, M. (2011). Lifelong learning: what does it mean? Procedia – Social and Behavioral Sciences, 28, 470–474
28 Kalz, M. (2015). Lifelong learning and its support with new technologies. International Encyclopedia of the Social & Behavioral Sciences (2nd ed.), 93–99.
29 Ör., bk.: Weinberg, R.S., & Gould, D.S. (2018). Foundations of sport and exercise psychology (7th ed.). Human Kinetics.
30 Schatz, S., Berking, P., & Raybourn, E.M. (2017). Industrial knowledge design: an approach for designing information artefacts. Theoretical Issues in Ergonomics Science, 18(6), 501–518.

Yazarlar hakkında

Hayat Boyu Öğrenme Araştırmacısı, Bölüm Yazarı

Lisans

 Creative Commons Atıf-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı için ikon

Öğrenmeyi Modernleştirmek Copyright © 2019 by J.J. Walcutt & Sae Schatz (veya İDÖ Girişimi) ve Açıkkitap is licensed under a Creative Commons Atıf-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı, except where otherwise noted.